Üsküp Yunus Emre Enstitüsü, Makedonya’daki Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerine görevlendirdiği Türkiyeli hocalarla buradaki eğitime de büyük destek sağlanmakta. Üsküp, Kalkandelen ve İştip’teki Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde görevlerini en iyi bir şekilde yerine getiren hocalar, Makedonyalı Türk öğrencilerin eğitimi için büyük emek sarf etmekte. Bu yıl, İştip Gotse Delçev Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde görevine başlayan Yrd. Doç. Dr. Nazlı Rânâ Gürel ile bir konuşma fırsatı yakaladık. Kendisi de konuşmamızı kabul ederek, bizleri kırmamış oldu. 


Okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız?

“Türkiye’de Hacettepe, Gazi ve Abant İzzet Baysal üniversitelerinde yurt dışında da Hoca Ahmet Yesevi Uluslar arası Türk-Kazak üniversitesinde öğreti üyesi olarak görev yaptım. Halen, İştip Gotse Delçev Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesiyim. Edebiyatı isteyerek meslek edinmiş bir insan olarak sözün önemine, insanın, insanlığın hayatını şekillendirdiğine inanıyorum. Hocalık yapmanın dışında, yazı ve şiirle de edebiyata, söze, Türkçeye hizmet etmeye çalışıyorum. Bir de dergiciliğim var… Gençlerin kültür ve sanat eğilimlerini geliştirmelerinde derginin çok önemli bir yeri olduğuna inanıyorum.”
 

Makedonya'ya geliş sebebinizi anlatır mısınız?

“Tabii ki mesleğimizin gereği olarak Türk dili ve edebiyatı alanında hizmet vermek üzere buradayız. Bir Balkan çocuğu olan eşimle bu coğrafyada bulunmaktan, Balkanlarda yaşayan kardeşlerimizin kültürel kimliklerini yaşatma gayretlerine yardımcı olmaktan mutluluk duyuyoruz.”
 

Bundan önce de Makedonya'da bulunmuşsunuz. O dönemdeki eğitim sistemi ile şimdiki eğitim sistemini veya genel olarak bulunduğunuz yerleri kıyaslacak olursanız neler söyleyebilirsiniz?

 “Evet… Bu Makedonya’ya ikinci gelişimiz. Daha önce eğitimin değişik kademelerinde okuyan üç çocukla burada bulunmuş ve farklı dillerde eğitimin yan yana yürütüldüğü bu coğrafyada eğitimin olumlu ve olumsuz yönlerini gözlemlemiştik. Gostivarlı gençlerle dergi çıkarmış, Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde liselerde okutulan ders kitaplarını hazırlamıştık. Bu gelişimizde o dönemde emek verdiğimiz çalışmaların meyvelerini görmek bizi çok mutlu etti. Türkçe basılı malzeme temini, iletişim konusunda imkânların artması, Yunus Emre Enstitüsü gibi önemli bir kurumun Türkçe öğretimi hususunda talep edenlere kaliteli bir hizmet sunmasının zaman içerisinde burada eğitimi daha iyi bir seviyeye taşıyacağından hiç şüphe duymuyoruz. Özellikle Doğu Makedonya’ya biraz daha yakın ilgi gerektiğini de belirtmeliyim.” 
 

Görevli olduğunuz Gotse Delçev Üniversitesi Filoloji Fakültesi hakkında neler düşünüyorsunuz? Öğrencilerin edebiyata olan ilgilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Gotse Delçev Üniversitesi kurulalı yedi yıl olmasına rağmen bu süreçte bir hayli mesafe kat etmiş. Diğer bölümler Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne göre daha iyi durumda. Türk Dili ve Edebiyatı bölümü akademik personel olarak zayıf, sadece iki yerli hoca var. Ayrıca ana dilleri farklı öğrencilerden oluşuyor. Bu öğrencilerin Türkçeye vukuf açısından da seviyeleri çok farklı bu bölümdeki eğitim öğretimde hocayı zorlayan hususlar. Nispeten Türkçeyi kullanma seviyeleri eşit düzeyde öğrencilerle birinci sınıfa başlansa daha iyi düzeyde öğrenim yapılabilir. Fakültenin ihtiyaca cevap verebilecek düzeyde bir kütüphanesi var. Türkçe kitaplar açısından da pek fakir değil. Yunus Emre Enstitüsü’nün destekleri ile kütüphanemizde ihtiyaç duyulan kitaplar listesine yenileri eklenmekte…”


Şu anda bulunduğunuz ortamdan, bulunduğunuz üniversiteden memnun musunuz?

“Gotse Delçev Üniversitesi’nde geldiğimiz günden beri gerekli ilgi ve kolaylığın gösterildiğini belirtmeliyim hemen. Gelişimizden beri bölüm başkanımız olan Prof. Dr. Mahmut Çelik ve şu andaki bölüm başkanımız Prof. Dr. Marija Leontiç hiçbir soruna mahal vermeyecek şekilde düzenlemeleri yapıyorlar. Dekanımız Pof. Dr. Dragana Kuzmanovska da gerekli ilgi ve desteği esirgemiyor.”

Bir edebiyatçı olarak gençlere, edebiyatseverlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

“Mesleğimi, edebiyatı gerçekten severek icra ettiğimi düşünüyorum. Edebiyatın malzemesi sözdür. Yuhanna İncili’ “Önce söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve söz Tanrı’ydı” diye başlar. Kur’an’ın ilk inen beş ayetinde “yarattı” fiili dışındaki bütün fiiller “dilin” aracı olduğu fiiller ve tek nesne kalemdir. Sözün kullanımı ya insanlardan yek-vücûd bir insanlık hâsıl eder. Ya insanları parçalayıp bireyler bırakır ortada ki bu mayasında ünsiyet olan insanın fıtratından uzaklaşmasından başka bir şey değildir. Vahiy, tebliğ, dua, bilim, sanat, sohbet, gönül alma, hatır sorma, arz-ifa, emir- itaat, üretim ve organize, gevezelik, hakaret, dedikodu, yalan, iftira, küfür… insanın ve insanlığın sıhhati, saadeti, medeniyeti sözü bunlardan hangileri kapsamında ve hangi ölçülerde kullandığı ile doğru orantılıdır.

Sözle ilgili ilk tenbihleri nûr içinde yatsın rahmetli annemden aldım. “Aman kötü söylemeyin size kötü konuşan olursa karşılık vermeyin, kötü söz sahibinindir deyin. Aslını bilmediğiniz hususlarda hükümler vermeyin. Ağızdan çıkan hiçbir şey yok olup gitmez sakın yerli yersiz konuşmayın, uzlaştırın ara bozmayın” diye nasihat ederdi hep. O yüzden edebiyatla uğraşırken onun vasiyetlerini de uyguladığımı düşünürüm hep ve olabildiğince sözü ilim, sanat, dua, takdir, taltif, uzlaşma, eğitim için kullanmağa ve bu değerli ihsanı israf etmemeğe çabalarım.”
 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

“Sağlıklı, mutlu, huzurlu bir insanlık ancak sağlıklı bir dil kullanımı ile mümkündür diye düşünüyorum ve Allah’tan bizlere ihsan ettiği dili, sözü yerli yerinde ve yapıcı kullanacak bir şuur nasib etmesini diliyorum can ü gönülden… 21 Aralık Makedonya’nın resmî Bayramı, Türkçe Bayramı… Bu vesileyle Makedonyalı kardeşlerime armağan olarak şu iki dize ile bayramlarını kutlamak istiyorum:

Milletim göçebedir… Gezinir ilden ile
Mülteci kılma Rabbim Türkçeden başka dile…”