Hazırlanan Yükseköğretim Yasa Tasarısı’na ilişkin yapılan değerlendirmelerde, söz konusu düzenlemenin yükseköğretim sistemi açısından ciddi riskler barındırdığı ifade edildi. Tasarının hem kurumsal yapıyı zayıflatabileceği hem de gençlerin mesleki ilerlemesini olumsuz etkileyebileceği vurgulanıyor.
“Avrupa standartları” hedefi tartışma konusu
Yasa tasarısının görünürde Avrupa standartlarına uyum amacı taşıdığı belirtilirken, mevcut kurumsal, mali ve akademik koşullar dikkate alındığında ciddi yapısal sorunlar içerdiği savunuluyor. Analizde, tasarının yükseköğretim kurumları ve akademik personel arasında yapısal eşitsizlik yaratabileceği ifade ediliyor.
Özellikle 72. maddede yer alan düzenleme dikkat çekti. Buna göre uluslararası iş birliği yükümlülüklerinin, Şanghay Akademik Sıralaması (ARWU) kapsamında “Top 500” üniversitelerle sınırlandırılması öngörülüyor. Değerlendirmede, söz konusu sıralama sisteminin belirli disiplinleri, dilleri ve bölgeleri kayırdığı; sosyal bilimler, sanatlar ve mesleki alanlar açısından ise büyük ölçüde yetersiz kaldığı belirtiliyor. Bu yaklaşımın, gerçek kalite artışı yerine “şekli uyum” anlayışını teşvik edebileceği ve birçok güvenilir uluslararası partneri sistem dışında bırakabileceği ifade ediliyor.
Kamu–özel ayrımı eleştirisi
Tasarının çeşitli maddelerinde kamu ve özel üniversiteler arasında eşitsiz hukuki muamele öngörüldüğü kaydedilirken, özellikle 132. maddenin 10. fıkrası kapsamında; hukuk, mimarlık, tıp, eczacılık ve öğretmenlik gibi bazı programların yalnızca kamu ve kamu-özel ortaklı kurumlarda yürütülmesine izin verilmesi eleştiriliyor.
Bu düzenlemenin, özel üniversiteleri kalite kriteri yerine mülkiyet yapısı temelinde sistem dışına ittiği; eşitlik, serbest rekabet ve akademik özerklik ilkeleriyle çeliştiği savunuluyor.
Ayrıca genel tıp, eczacılık, veterinerlik, mimarlık, hemşirelik, ebelik, hukuk, savunma ve güvenlik ile öğretmenlik programlarının yalnızca kamu üniversitelerinde yürütülmesinin rekabeti ortadan kaldıracağı, kurumsal çeşitliliği azaltacağı ve kaliteyi zayıflatacağı ileri sürülüyor.
“Kalite dışlama ile değil, akreditasyonla sağlanır”
Uluslararası deneyimlere atıfta bulunulan metinde, yükseköğretimde kalitenin en etkili biçimde güçlü ve evrensel akreditasyon sistemleri ile bağımsız dış değerlendirme mekanizmaları sayesinde sağlandığı belirtiliyor. Kurumların hukuki statüsüne dayalı kategorik dışlamaların ise kaliteyi artırmak yerine sistemi daraltabileceği ifade ediliyor
Değerlendirmede ayrıca, devletin profesyonel eğitime erişimi tekelleştirmesi halinde kapasitenin sabit ve esnek olmayan bir yapıya dönüşeceği uyarısı yapılıyor. Özellikle tıp ve sağlık bilimleri gibi maliyetli alanlarda kamu üniversitelerinin altyapı, akademik kadro ve finansman açısından yetersiz kalabileceği belirtiliyor.
Rekabetin ortadan kalkması durumunda ise kamu üniversitelerinin müfredatlarını güncelleme, modern altyapıya yatırım yapma ve iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına cevap verme konusunda daha az teşvikle karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor.






