Osman Emin

Kuzey Makedonya’nın 2026–2032 Eğitim Stratejisi, eğitim sisteminde köklü bir dönüşümü hedefleyen kapsamlı bir reform belgesi olarak dikkat çekmektedir. 21. yüzyılda eğitim sistemleri; küreselleşme, dijitalleşme ve bilgi ekonomisinin yükselişiyle birlikte çok boyutlu bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Söz konusu strateji, eğitim-öğretim süreçlerini yalnızca akademik başarıya odaklanan dar bir çerçeveden çıkararak bireysel gelişim, toplumsal bütünleşme ve ekonomik kalkınma ile ilişkili bütüncül bir yapıya dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, eğitim politikalarının bilgi aktarımına dayalı anlayıştan uzaklaştırılarak beceri temelli, esnek ve yaşam boyu öğrenmeyi esas alan bir sisteme evrilmesini zorunlu kılmaktadır.

Stratejiye göre eğitim sistemi, küreselleşme ve dijitalleşmenin doğurduğu yeni ihtiyaçlara uyum sağlayacak biçimde yeniden yapılandırılacaktır. Bu kapsamda eleştirel düşünme, yaratıcılık, problem çözme ve dijital okuryazarlık gibi becerilerin eğitim süreçlerinin merkezine yerleştirilmesi öngörülmektedir. Ayrıca bireyin yalnızca bilişsel değil, duygusal, sosyal ve etik yönleri de dikkate alınarak bütüncül bir eğitim anlayışı benimsenmektedir. 

İlköğretim düzeyinde altyapının güçlendirilmesi, öğretim yöntemlerinin modernleştirilmesi ve öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi temel öncelikler arasında yer almaktadır. Ortaöğretim düzeyinde ise müfredatın güncellenmesi, dijital teknolojilerin eğitim süreçlerine entegrasyonu ve öğrencilerin çok yönlü becerilerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Eğitim kalitesi; erişim, öğretmen niteliği, müfredat, ölçme-değerlendirme ve finansman olmak üzere beş temel boyut üzerinden ele alınmaktadır.

Yükseköğretim alanında ise bazı programların günümüz iş piyasasının ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığı, öğrencilerin tercih sürecinde yeterli ve erişilebilir bilgiye ulaşamadığı görülmektedir. Programların güncel eğilimlerle uyumlu olmaması, iş dünyasıyla yeterli iş birliği kurulmadan hazırlanması ve uygulamalı eğitimin sınırlı kalması mezunların istihdamını zorlaştırmakta, sistemin rekabet gücünü azaltmaktadır. Dijital beceriler, yeşil dönüşüm ve yapay zekâ gibi alanlarda yenilikçi programların eksikliği ile kısa süreli esnek eğitim seçeneklerinin yetersizliği, hızlı değişen küresel ekonomiye uyumu daha da güçleştirmektedir. 

Stratejinin öne çıkan yönlerinden biri dijital dönüşüme verilen önemdir. Eğitim süreçlerinde yapay zekâ destekli uygulamaların kullanılması, kişiselleştirilmiş öğrenme modellerinin geliştirilmesi ve veri temelli değerlendirme sistemlerinin yaygınlaştırılması planlanmaktadır. Bununla birlikte eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki bağın güçlendirilmesi amacıyla uygulamalı eğitim modelleri ve staj programlarının yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Ancak bu yönelim, eğitimin ekonomik işlevinin ön plana çıkması riskini taşıdığı gerekçesiyle temkinli değerlendirilmektedir. Bu durum, eğitimin sosyal ve kültürel boyutlarının geri planda kalmasına yol açabilecek bir eğilim olarak görülmektedir. Benzer şekilde dijitalleşme sürecinin gerekli altyapı ve insan kaynağıyla desteklenmemesi halinde mevcut eğitim eşitsizliklerini derinleştirme ihtimali bulunmaktadır.

Genel olarak Kuzey Makedonya Eğitim Stratejisi (2026–2032), ezbere dayalı ve öğretmen merkezli anlayıştan beceri temelli ve öğrenci merkezli modele geçişi hedefleyen önemli bir dönüşüm girişimi olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu dönüşümün başarısı, yalnızca stratejik hedeflerin belirlenmesine değil, aynı zamanda bu hedeflerin gerçekçi, kapsayıcı ve sürdürülebilir politikalarla desteklenmesine bağlıdır.

Bununla birlikte strateji metni, kapsayıcı, eşitlikçi ve modern bir eğitim sistemi vizyonu sunmasına rağmen, Türkçe eğitim açısından aynı ölçüde güçlü bir kurumsal karşılık üretmemektedir. Türkçe eğitim anayasal ve yasal düzlemde tanınmış bir hak olarak varlığını sürdürse de, stratejik belgede bu alana ilişkin açık hedeflerin, somut uygulama mekanizmalarının ve kurumsal destek araçlarının yeterince yer almaması önemli bir eksiklik oluşturmaktadır. Özellikle öğretmen yetiştirme, müfredat geliştirme, ders materyali üretimi ve dijital eğitim içeriklerinin hazırlanması gibi kritik alanlarda belirgin politikaların bulunmaması, eşitlik ilkesinin uygulamada karşılık bulmasını zorlaştırmaktadır. Dijitalleşme sürecinde Türkçe içeriklerin yetersizliği ise mevcut yapısal sorunları daha da derinleştirme potansiyeli taşımaktadır.

Bu bağlamda stratejinin temel sorunu, tüm toplumsal gruplara eşit yaklaşım sunmayı hedefleyen genel çerçeve ile farklı dil topluluklarının özgün ihtiyaçlarını gözeten adalet temelli yaklaşım arasındaki dengeyi yeterince kuramamasıdır. Türkçe eğitim, strateji içinde dolaylı biçimde tanınan ancak yapısal olarak güçlü biçimde desteklenmeyen bir alan olarak konumlanmakta; bu durum uzun vadede hem eğitimde fırsat eşitliğini hem de dilsel ve kültürel sürdürülebilirliği olumsuz yönde etkileyebilecek bir risk alanı oluşturmaktadır.