Uzun yıllar üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapan, Kosova’da Türk dili ve edebiyatının akademik alanda yaşatılması için büyük emek veren Prof. Dr. Suzan Canhasi, kısa bir zaman önce emekliye ayrıldı. Türkolojiye adanmış 43 yıllık akademik serüvenini, öğrencileriyle kurduğu bağı, yaşadıkları zorlukları ve gurur anlarını bizimle paylaşan Suzan Canhasi, hem bir bilim insanı hem de bir kültür taşıyıcısı olarak geride bıraktığı izleri samimi ifadelerle anlattı.

Prof. Dr. Suzan Canhasi kimdir?

1956 yılında Mitroviça’da doğan Prof. Dr. Suzan Canhasi, 1981 yılında Priştine Üniversitesi Şarkiyat Bölümünden mezun oldu. 1992 yılında Belgrad Üniversitesinde filoloji alanında yüksek lisansını, “Mitroviça Türk Ağzı” başlıklı teziyle tamamladı. 2004 yılında ise Priştine Üniversitesinde “Kosova ve Makedonya Türk Ağızlarında Yapım ve Çekim Ekleri” başlıklı tezle doktor unvanını aldı.

Akademik hayatına 1982 yılında Priştine Üniversitesi Felsefe Fakültesi Şarkiyat Bölümünde Türkçe asistanı olarak başlayan Canhasi, 1993 yılından itibaren Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde görev yaptı. 2005’te yardımcı doçent, 2009’da doçent, 2018’de profesör oldu. 2025 yılında da uzun yıllar görev yaptığı üniversiteden emekliye ayrıldı.

Öncelikle okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Prof. Dr. Suzan Canhasi. Meslek hayatıma Şarkiyat Bölümünde başladım. Kosova’da Türk dili, edebiyatı ve kültürünün yaşatılmasına kendini adamış bir Türkologum. Uzun yıllar Priştine Üniversitesi Filoloji Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yaptım. Akademik çalışmalarımın yanı sıra öğrenciler yetiştirmeyi, dil ve kültür bilincini canlı tutmayı her zaman temel bir sorumluluk olarak gördüm.

Kosova Türkolojisine 43 yıl emek verdiniz. Geriye dönüp baktığınızda bu uzun akademik yolculuğu nasıl özetlersiniz?

Bu yolculuğu; sabırla örülmüş, zorluklarla yoğrulmuş ama her aşaması anlamlı bir emek süreci olarak tanımlarım. Kimi zaman imkânsızlıklarla, kimi zaman belirsizliklerle mücadele ettik. Ancak Türk diline ve kültürüne olan inancımız bizi her zaman ayakta tuttu.

Priştine Üniversitesi Filoloji Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü sizin için ne ifade ediyor?

Bu bölüm benim için yalnızca bir çalışma alanı değil, adeta ikinci bir yuva oldu. Akademik kimliğim burada şekillendi, mesleki sorumluluk bilincim burada derinleşti. Zamanla mesleki bağın ötesinde, duygusal ve vicdani bir aidiyet oluştu.

Öğrencilerinizle ilgili sizi en çok etkileyen bir anınızı paylaşır mısınız?

İmkânları çok sınırlı olmasına rağmen büyük bir azimle çalışan bir öğrencimin mezuniyet töreninde bana, “Hocam, Türkçeyi sizden sevmeyi öğrendim” demesi hâlâ kulaklarımda. Sanırım bir akademisyen için bundan daha büyük bir ödül yoktur.

Kosova’da Türk dili ve edebiyatı adına verdiğiniz mücadelenin en zor ve en gurur verici yönleri nelerdi?

En zor yönü, Türkçenin zaman zaman görünmez kılınmaya çalışıldığı dönemlerde ayakta kalabilmekti. En gurur verici yanı ise tüm bu zorluklara rağmen bölümün devam etmesi, öğrenci sayısının artması ve Türkçenin akademik alandaki varlığını koruması oldu.

Emeklilikle birlikte adınıza bir ödül verilmesi size neler hissettirdi?

Bu ödül, yıllarca sessizce verilen emeğin fark edilmesi anlamına geliyor. Maddi değil, manevi değeri çok yüksek. Vefanın hâlâ var olduğunu hissetmek insanın bütün yorgunluğunu alıyor.

Yetiştirdiğiniz öğrencilerin bugün farklı alanlarda görev alması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Onların başarıları benim için kendi akademik yayınlarımdan bile daha kıymetli. Öğrencilerimin öğretmen, akademisyen ve araştırmacı olarak Türk diline hizmet etmeleri büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı.

Emeklilik hayatında sizi neler bekliyor?

Emeklilik benim için üretimin sona ermesi değil, temposunun değişmesi demek. Yarım kalan bazı çalışmalarımı tamamlamayı, anı ve akademik tecrübelerimi yazıya dökmeyi planlıyorum.

Son olarak gençlere vermek istediğiniz mesaj nedir?

Türk Dili ve Edebiyatı yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir kültür ve kimlik sorumluluğudur. Sabırlı, çalışkan ve idealist olsunlar. Zor zamanlarda bile diline ve kültürüne sahip çıkanlar, sonunda mutlaka iz bırakır.

Advert