Dönemler, coğrafyalar, siyasi durumlar, inançalar bir topluluğun zamanla değişik adlar almasına neden olmuştur. Bu adlandırmalara o toplumun inancı, yaşama biçimi, başka toplumlardan ayıran kendine özgü nitelikleri olmuştur. Bu topluluklardan biri de Türkler’dir.

Türkler’in farklı dönemlerde farklı adlarla anılmalarını “Göbek”-“Uç” kavramsal çerçevesinde değerlendireceğiz.

*****

Tarih boyunca Türkler, özellikle Oğuz Türkleri, türlü nedenlerden dolayı farklı dönemlerde farklı adlarla anılmışlardır. Bu adlandırmalar kimileyin “yaşama biçiminden” onlara verilmiştir. Örneğin Oğuzlar da olduğu gibi. Oğuz: Boylar demektir. Oğuzlar’ın “boylar halinde yaşamaları”ndan ötürü onlara Oğuz denmiştir. Oğuzlar’ın Türkmen adını almaları ise İslam sayesinde olmuştur. O dönemin halkı ve coğrafyacıları Müslüman olan Oğuzlar’ı, Müslüman olmayan Oğuzlar’dan ayırt etmek için, Müslüman olan Oğuzlar’a, Türkmen demişlerdir. Zamanla bütün Oğuzlar’ın Müslüman olması, Oğuz adının yerini Türkmen adının almasını sağlamıştır. Anadolu, Suriye ve Irak’ta Türkmen adıyla bilnmişlerdir. Oğuzlar’ın Yörük adını almaları, onların konar-göçer yaşama biçiminden dolayı olmuştur. Bu adı onlara Anadolu’da yerleşik halk vermiştir. Kendileri de zamanla bu adı benimseyip kullanmışlardır. Türk adı, Göktürkler’le ortaya çıkıp bir millet ve devlet adı olmuştur. Türk adı, tarihte daha fazla Oğuzlar’a verilmiştir. Andolu’yu fethedip ilk yerleşik hayata geçenlere Türk, konar-göçerliği devam ettirenlere Türkmen ve Yörük denmiştir. Türk adı, tüm diğer adları kapsamaktadır. 

*****

Göktürk Kağanlığı döneminde Türk, bir milletin ve devletin adıydı, Türk budununu ve ilini temsil ederdi. Bu dönemde Oğuzlar Türk budununda olup ama otoriteye karşı direnişi temsil ederlerdi.

Göktürk Kağanlığı yıkıldıktan sonra Oğuzlar, Sırderya, Amuderya boylarında yaşamalarını sürdürdüler. Oğuzlar’ın İslam’ı taplaması onların yeni adla anılmalarına neden oldu. Oğuzlar’ın yeni adı: Türkmen oldu. Oğuz “uç”ta kaldı, Türkmen “göbeğe” yerleşti. Oğuz, eskiyi-geleneği temsil ederken; Türkmen, yeniyi, idareyi, temsil etmekteydi. Kınık boyundan Selçük’ün yeni devletiyle birlikte, Selçüklü hanedanı devleti, yerleşikliği ve devleti temsil etmeye, Farslaşmaya başladıktan sonra Türkmen “uç”a döndü. Türkmen, bu kez eskiyi-geleneği temsil eder duruma çekildi. Kendi kurduğu devletinin göbeğinden ucuna döndü.

Yörük adı, Osmanlı döneminde ortaya çıktı. Osmanlı’dan önce Yörük’ün adı Oğuz’du. Adı ister Yörük ister Oğuz olsun her zaman onun yaşama biçimi “konar-göçerlik” idi. Yörük, gerektiğinde devletinin askeri oluyordu. Bunun dışında devletine; ne sen bana karış, ne ben sana karışayım; “dağlar bizim olsun, bu bize yeter.” düşüncesindeydi.

Osmanlı’nın kuruluşu ve  ilk devirlerinde Türk “göbek”te, Türkmen ise “uç”taydı. Türk, “yerleşikliği ve otoriteyi” temsil ederken; Türkmen ise, otoritenin ve yerleşikliğin karşısında –geleneği-özgün yaşamayı ve direnişi temsil etmekteydi. Osmanlı da Türkmen iken o, Anadolu Türk beyliklerine Türkmen dedi.  

Batı, Osmanlı’ya Türk derken Osmanlı da Anadolu’daki halka Türk diyordu. Özünde her ikisi de doğruydu: Osmanlı’yı Türk kurmuştu ve Osmanlı her ne kadar değişse de Batı’nın gözünde hep Türk’tü; Osmanlı ise kendini Türk’ten soyutlayıp, Türk’ü Anadolu’daki halk olarak görmek istiyordu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte Türk yeniden “göbeğe” geldi ve Göktürk Kağanlığı dönemindeki gibi bir milleti temsil eder oldu, yeniden bir milletin ve devletin adında-Türkiye Cumhuriyeti’nde- yer aldı.

*****

Dipçe: Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğü’nde Göbek kelimesi: “Şehir, ülke vb.nin orta kısmı” anlamındadır. Biz de yazımızda Merkez kelimesine karşılık Göbek kelimesini kullanmayı yeğledik. Uç: Bu kelimeyi kenarda, kıyıda olan, dışlanan anlamında kullandık. Taplamak: Eski Türkçe’de “kabul etmek” demektir.