Rahatlatmak, dinlendirmek anlamlarına gelen “tervîha” kelimesinin çoğulu olan teravih, Ramazan ayında yatsı namazı ile vitir namazı arasında kılınan sünnet-i müekkede bir namazdır. Sünnet-i müekkede Hz. Peygamber (s.a.s.)’in terk etmeksizin yaptığı amel demektir. Sünnet-i gayr-i müekkede ise bazen terk ettiği amellerdir (ikindi namazının sünneti ve yatsı namazının ilk sünneti gibi). Her dört rekâtın sonunda biraz dinlenerek kılınması müstehap olduğu için bu ismi almıştır.

Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan namazını (teravih) kılarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır” diyerek Müslümanları bu namaza teşvik etmiştir. Teravih namazını cemaatle kılmak sünnettir. Hz. Peygamber (s.a.s.), ilk zamanlarda cemaatle kıldırmış, daha sonra farz zannedilir endişesiyle bundan vazgeçmiştir. Hz. Ömer zamanında yeniden cemaatle kılınmaya başlanmıştır. Bu namaz 20 rekâttır. İki rekâtta bir selam verilip, dört rekâtta bir dinlenilmesi müstehaptır. Yani dinlenirken tehlil, salât ü selam okunabilir.

Teravih namazı, Ramazan ayının en önemli alamet-i farikalarından (ayırıcı özelliği) birisidir. Yani oruca başlamadan teravih kılınmakta ve Ramazan ayının gölgesini üzerimizde ilk olarak hissettirmektedir. Dünyanın her yerinde Müslümanların camilere koşmasına, Cuma ve bayram namazlarının dışında camilerin kalabalık cemaatle dolup taşmasına, muhteşem bir manevi atmosferin oluşmasına vesile olmaktadır.

Teravih namazı, başta Mekke Medine olmak üzere dünyanın birçok İslam ülkesinde çoğunlukla hatimle ya da her rekâtta uzunca ayetler okunarak, ta’dil-i erkâna azami derecede uyarak kılınmaktadır.

Advert