Bugünlerde Türkiyeli şair Sabri Kuşkonmaz’ın “taşı eritmek” şiir kitabını okudum. Şiir kitabını okurken de, farklı ve değerli dizelerin varlığı ile iç içe oldum. Aslında “taşı eritmek” kitabındaki içerilen şiirlerin hayatın bir gerçek izi ile iç içe olduğunu, yaşanan duygularının varsıllığını, göçün ve var olmak için harcanan emeklerin izini, diğer yandan da şairin iç dünyasındaki fokurdamaları yaşadım. Zamanın getirdiği ve sunduğu tüm olgular karşısında şiirsel sesin değerini farklı bir biçimde algıladım. “Taşı Eritmek” kitabında 48 şiir var. Her şiirin kendine özgü yazılış tarzı, biçim ve biçemi yanı sıra, her şiirde hayatın gerçek izleri ile dopdolu bir dünyayı okur karşısına sunmaktadır. Aslında şairin iç dünyasındaki varsıllık öylesine geniş bir biçimde insan yüreğine sesleniyor ki, yaşamanın anlamı da bir o kadar farklı boyutlarda algılanıyor inancındayız. Şairin şiir izi de bu bağlamda “taşı eritmek” şiir kitabındaki şiirleri ile erimenin iç yüzünü yaşatmaktadır. Şiirsel anlamı ile taşı eritmek gücün varlığını da ifade ediyordur. Gurbeti yenmenin ve yaşanan acıların yüreklerden silinip atılmasını da ortaya koymaktadır. Taş yerinde ağırdır derler ya, bu bağlamda her şiirde dize dize yazılan ve yansıtılan yaşanmışlık, dünya alemindeki toplumsal süreçlerin gerçek izlerinden ortaya çıkıp yaşanan birer iz olarak yansıtılmaktadır. Şiirin esas olarak sunduğu olgu da budur zaten. Şiirin gücü ile var olmak anlamını da güçlendirmekle birlikte tüm duyguların, duyarlılıkların izinde kalmanın anlamı ile hayata sarılmaktadır. Hayat bir bakıma taşın erimesi ile atbaşı gider gibidir. Taşı Eritmek, hayatta kalma ve başarma mücadelesinden başka bir şey değildir. Bunu yaşıyoruz şiirleri okurken, hem de güçlü dizelerin yazılmış olması ile birlikte, şiirsel akımın iç dünyasındaki gerçekliliği yaşamış olabilir okur. Şairin başarısı da bu olgularla iç içedir. Şiirin esası da okurun yüreğindeki duyguların kapsanmasıyla bir bütün olması değil midir? Bu bağlamda şairin şiirlerindeki dizelerin yazılışı ve anlatım gücü, şiirsel gücün bir noktası olarak yansıtılmaktadır. Şair yazdığı dizeleriyle insan ve ortama sunduğu bütün yaşanmışlıkların izini de sunuyordur. Tabii bunu yaşamak gerek. Anlayış biçemi farklı bir çizgide olabilir ama, şiirsel dünyanın iç sezisinde şiir değer kazanır. Ve bu değerler okurun karşısına sunulmaktadır. Tabii şiiri okumak ve dizelerin içindeki anlatım ve yaşanmışlıkların noktalarını anlamak için şiirin iç noktalarına doğrusu özüne inmek gereğini de hissetmelidir okur. Bunun dışında olursa eğer, şiirden uzak kalır okur. Şairin söz konusu şiir kitabında oldukça değerli şiirler yar almaktadır. Şiirlerin izini ve sesini yansıtmadan önce şairin kim olduğu doğrusu öz geçmişini de okuyalım:
Şair Sabri Kuşkonmaz, Hukukçu-Yazar, Fethiyelidir. Ortaklar Öğretmen lisesi ve Gökçeada Atatürk Öğretmen Lisesi’nde okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Kısa film çalışmaları, radyo-tv programları yaptı. BESAM kuruluşunda görev aldı. Uluslararası PEN Türkiye Merkezi Yönetim kurulu Üyeliği yaptı. Marmara İletişimde Radyo Televizyon bölümünde yüksek lisansı 2008’de tamamladı. Halen bir üniversitede Sinema – Televizyon doktora programında öğrenci. Şimdiye kadar oldukça kitapları yayımlandı: “Sorular ve Yanlışlıklar” 1994 şiir kitabı, “Kıyım Kıyısında” (Anlatı Berfin Yayınları 1996), “Ölümsüz Resimler Geçidi” (Şiir kitabı, Kora Yayınları, 1996), “Bir şairin Balkonunda Öğle Sonu” şiir kitabı, Kora yayınları, 1998), “Postallar” (Kısa film öyküleri Kora yayınları 1997), “Çık Dışarı” roman Berfin Yayınları 2004, Aşık Olmadan önce Okunacak 100 Şiir, (Nokta kitap yayınları, 2007,) Amerika’yı Krizden Kurtaracak Acele Komünistler Aranıyor” (Roman, Berfin yayınları 2009) “Türkçe Ölüm” (şiir kitabı, Berfin yayınları,2012), ”Göç Öyküleri” (Derleme, Yitikülke, 2014) kitapları yanı sıra daha birçok araştırma kitapları yanı sıra Antolojiler de yayımladı.
Şairin bu şiir kitabındaki içerilen şiirlerini okurken, iç dünyasının ve dış dünyasının arasındaki yaşanmışlığı yansıtması ile yazılan şiirler dünyası ile farklı farklı algılamalara sahip olur okur. Şiirlerin yazılış tarzları ve içerik bakımından her şiirdeki duyarlılık göze çarpıcı oluyordur. Hele bir de şiir meraklısı olan bir okur, bu dizelerdeki şairin iç dünyası ile dış dünyası arasındaki bağın varsıl oluşunu fark edebilir. “Bir çam yıkılır” başlıklı şirinde diyor ki :
Bir çamın yıkılışını gördünüz mü hiç
Hançeri yüreğine saplayan insan gibi yiğit
Bir dağın yıkılışını görünüz mü hiç
Bir aşkın yıkılışını, kendi ağırlığından
Çığlıkların çıplak kalışını
................................................................
................................................................
İnsan hayatı boyuca doğa ile iç içedir ya, bu bağlamda bir çamın yıkılışını görmek de farklı olgular karşısında insanın neler yaşadığını da yansıtmaktadır. Bunu fark edebilirz. Aslında doğasallığın izlerinde insan varsıl oluşunu daima yansıtmalıdır. Şiirin esas konusu da çığlıkların koparılması yolu ile okurun karşısına sunulmaktadır.
“Gurbet Mayası” başlıklı şirinde şu önemli dizeleri ilgimizi çekti. Diyor ki şair:
“Ey ellerinden ekmek yediğimiz kara gurbet
besledikçe sen bizi küçüldükçe küçüldük
olmasaydı anamızın bal sütü, çoktan acıya gömülmüştük.”
İçimizde ve dışımızdaki yaşanmış gurbetin gerçek izleri ile şiir dizelerine varmak, bu duyguları yaşamaktan meydana çıkar. Şair de bu duygular içinde aşır neşir olmuş ya, sesi de dizelerinde yansır hep...
Şair Sabri Kuşkonmaz, “Zayıf Sofra” başlıklı şiirinde de insanın yaşadıklarını, başa gelen hadiselerini bir bir okur karşısına seriyordur. Ve okur muhakkak ki, bu şiir izinde kendini de bulabilir elbette. Şairin izi de, başarısı da, bu olgulara bağlı. Şairin bu başlıklı şiirinin birinci şiirinde diyor ki:
I.
Soframızda bulunan tabaklardan birinde durur açlığımız
Doydukça birimiz, artar sırada bekleyenlerin sayısı
bir de ışık olsa bu sofrada, açlığı görsek
bir de ekmek olsa, ışıkla yesek
Eksik sofralardır bizi insan yapan
Hayatın içinde her şey dahildir. Bunu fark eden şair, şiirinde de bu acı gerçeğin izlerini dile getirir. Aynı şiirin son dizelerinden birinde şöyle diyor:
“Tükenmedikçe insanın dilindeki ses, ışık kesilmeyecek”
Şiir gücünün varlığı ile yaşamak anlamında yazılan bu dizeleri okumak gerçekten güzel. Şiiri sevmek, dizelerin iç dünyası ile iç içe olmaktan gelir. Bu böyle biline. Kutlarız şair Sabri Kuşkonmaz’ı. Ve bundan böyle de nice değerli eserler yazmasını canı gönülden dileriz.



