Yerleşik hayata geçeli asırlar olsa da düşüncelerimiz hala göçebe bir hayat tarzı sürüyorlar. Her insanın içine barındırdığı iyi ve kötü iki ben vardır. Kötü benlik evcilleştirilemediğinden daima dışarda oldukça yabani bir şekilde başkalarına çarparak yol alıyor. İyi benlik çoktan zindanlara hapsolmuş. İnsanın içindeki cahiliye devri hiç bitmediğinden olsa gerek. Gandi ‘Tuz Yürüyüşünü’ milletinin adına yapar, ayağının altında yürüdüğü toprak başını koyacağı toprak olsun diye. Malcolm X, renklerin analizini siyah ve beyaz üzerinden yapanlara karşı bir ömrü tüketir. Oysa ne siyah ne de beyaz en çok kırmızı renk üzerinden siyaset yapıldı. İnsanların vücutlarında dolaşan kan kırmızısı…  Madem insan insanın aynası ilk aynayı kim kırdı? Kalitesi düşük raptiyelerle kâğıtları tutturur gibi vicdanımızı sessizliğimize tutturmuşuz.

 -Su içmek için yavaş adımlarla yerinden kalktı, koltuğun üzerindeki yeşil örtü huzur vericiydi. Ondan ne zamandır bir şeyler dinlemiyorum, elleri en çok piyanoya yakışıyordu. Duymak güzel hele onun melodilerine şahit olmak sadece duymak değil hissetmek. Açık pencereden içeriye esen rüzgâr kirpiklerime ayrılık acısını yaşattı. Belki de rüzgâr bende buradayım diyordur. Tahtadan zemin ayak seslerini iyice belirginleştiriyordu. Suyunu içmiş olmalı.

-Sessizlik iyi bir öğretmendir, hiç konuşmadan insana sayfalar dolusu şeyler anlatır. Yağmurun tenimize değdiği ilk an, güneşin kirpiklerimizi kırpıştırdığı zaman hiçbirini hatırlamıyoruz. Ama yağmur aynı muazzamlıkla yağmaya devam ediyor ve güneş kirpiklerimize değmeye…  Biz büyüdük farkına varacak yaşlara geldik ama hala küçük çocukların umursamazlığı hâkim. Oysa zamana hangi eki getirirseniz getirin çoğul yapamazsınız, zaman daima tekildir.  Eğer uçamıyorsanız bir kuşun kanadına takılın. Sadece kuşların kanatları yoktur, iyi olan benliklerini dışarıya saranların da kanatları vardır. Vicdanları, merhametleri, sevgileri birer kanattır; tevazu ile yere indirirler. Sizi gittiğiniz yere emniyetle ulaştırmak için.