Corona virüsün hayatımıza girmesiyle çok şeyler değişti. Günlük işlerimiz, alışkanlıklarımız, gelecek planlarımız. Her şey alt üst oldu. Kovid 19’la tanıştıktan sonra tüm bildiklerimizi unuttuk, yaşama devam etmek için yeni düzen vermeye başladık.
Bu tur yenilikler spor dünyasına da girdi. Seyircisiz maçlar, maskeli teknik heyet ve buruk gol sevinçleri. Ama daha çabuk atlatmak ve yeni virüsten kurtulmak için mecburen bunlara uymak zorundayız.
Hayatımıza bunlar girince sporun da lezzeti kalmadı gibi. Yeni kurallar, yepyeni bir sistem. Kısacası en son model diyebiliriz.
Türk futbolu coronayla mücadele ederken, onu yönetenlerden gelen yepyeni kararlar azıcık olsa da bir heyecan katar diyebilecek bir süreç. Türk futbol ligleri ilk kez bu kadar takımla oynama kararı kimileri sevindirdi, kimilerini ise kızdırdı.
Bu kuralla birlikte Spor Toto Süper ligi başladı. 21 takım, 40 hafta. Çok yoğun bir tempoya ilerleyeceğinin sinyallerini verdi. Bunu göz önüne alarak UEFA’nın aldığı kararları Türk futboluna da uygulama niyetinde. Maç boyunca 3 oyuncu değiştirme kurallı 5 ile değiştirildi. Az da olsa takımlara bir kolaylaştırma, futbolcuları da sakatlanma derecesinden koruma önlemi.
Sezon sonunda dört takım Süper Lig’e veda edecek olması ve önümüzdeki sezon 20 takımla devam etmesi Türk futbolunun son modeline kavuşacak. Bu konuda, Avrupa’nın en iyi liglerine ayak uyduracak. Umarım kalite anlamında da ayak uydurmaya çalışır. Hiç değilse de yaklaşma çabası gösterir.
En son model uygulamasında yabancı ve altyapı kuralı ertelenmesi beni biraz üzdü. Yabancı oyunculara sınırlandırma kararını önümüzdeki sezona devredilmesi pek iyi bir şey olduğunu inanmıyorum. Yok, bu güzel bir hareket, yok bu kararın ertelenmesi Türk futbolunu daha iyi yerlere getirir düşünceleri çok boş. Yapan yapıyor. Ne kurala sığınır, ne paraya. Güzel organize olmayı bilenler başarıya da kapı açar, geleceğe de.
Ve son olarak harcamaların sınırlandırılması en iyi kural. Artık kulüpler her kuruşa dikkat edecek, harcayabileceği her lirayı gözü gibi bakacak. Hadi ‘çilek’ ya da ‘kiraz’ oyuncu getiriyoruz diye milyonlarca avro boşa atmayacak. Belki çilek getiriyorsun da, o çileğin mevsimi var. Eğer onu geç alırsan, ya tatsızdır ya da çürümüştür. Bu kuralın ardından meyvelerin mevsimi bilinecek, kalite ne anlama geldiğini de.



