İzzet İbrahimsoylu
Türk’ün inanışına göre, yeryüzünde ilk yarattığı dağa Tañrı, kendi adını vererek “Tañrı Dağı” dedi. Türk, yaratıldığında yeryüzünün eñ yüksek dağlarında, dağların doruklarında buldu kendini… Dağların dorukları, Türk’ün kendi inanışına göre, Tañrı’sına eñ yakın olan yeriydi…
Türk, bu dağda yaşadığı sürece Tañrı’yı unutmayacaktı; bu dağ O’na Tañrı’yı hep hatırlatacaktı… Tañrı, Türk’ü ilk dağa yerleştirdi. O’nu orada türetti (çoğalttı) ve türettiklerine “Türk” adını verdi. Türk’ün dağda olmasını istedi. Dağları terk, O’nu terk etmekti. Türk de zaman geldi, Tañrı Dağı’nı bıraktı ama gittiği dağa ya da dağlara Tañrı inancını -kutlu töreyi- de götürdü…
Yörük, Türk’ün, Tañrı Dağı’ndan gittiği her dağa, Tañrı inancını -kutlu töreyi- yürüyerek taşıyıcı kişinin adıdır.
Türk, Tañrı Dağı’ndan, tek Tañrı inancını -kutlu töreyi- yaymak için durmacasına yürümüştür; Türk, yürüdüğü için de “Yörük” olmuştur. Türk’ün, Tañrı Dağı’ndan göçüp, diğer dağlarda Tek Tañrı inancını -kutlu töreyi- yaşatanına “Yörük” denir.
Dağlar, Yörük’ün vazgeçilmezidir. Yörük’ün yaşamasında dağlar yoksa Yörük de, yörük yaşama biçimi de yok, demektir. Yörükler için dağ, Tañrı’ya eñ yakın olan yer, kutlu bir yerdir. Dağda olmak, bir añlamda, Tañrı’yla olmak, O’na yakın olmak, O’nun kutlu yerinde bulunmaktır.
Tañrı, Yörükleri, dağlarda “türetmiş”tir. Tañrı’nın yerinde, Tañrı’nın kutlu yerinde türedikleri için onlara Tañrı, “Tañrı Dağı’nda, Tañrı’nın kutlu yerinde türetilenler” anlamında “Türk” demiştir. Tañrı, türetendi, türettiklerini “Töreli” kıldı… Kendine yakın olan dağlarda, yüksek dağlarda kişiyi türetti, türettiği kişiye “Türk” dedi; onu erkli, güçlü kıldı; Türk, Tañrı’nın “erkli türettiği kişi” idi. Soñra, dağdan dağa yörüdükleri için “Yörük” olmuştu adları. Yörük, Tañrı’nın kutlu yerinden, Tañrı’nın kutlu töresini, diğer dağlara götürüp, orada kutlu töreyle yaşayan Türk’e, denir.
Yörükler için dağı bırakmak; Tañrı’yı bırakmak, töreyi bırakmak anlamına gelir…!


