Sayın Furkan Sadiki, öncelikle söyleşimize katıldığınız için teşekkür ederiz. Okuyucularımızın sizi daha yakından tanıyabilmesi adına akademik geçmişiniz, çalışma alanlarınız ve özellikle Makedonca üzerine yürüttüğünüz araştırmalar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?
Ben Furkan Sadiki. 20 Mayıs 1988 tarihinde Makedonya’nın Gostivar şehrinde doğdum. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi Gostivar’da tamamladım. Lisans eğitimimi Makedonya’nın başkenti Üsküp’te bulunan Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi’ne bağlı Blaje Koneski Filoloji Fakültesi, Makedon Dili ve Edebiyatı Bölümünde tamamladım.
Hâlen doğum yerim olan Gostivar’da yaşamaktayım ve Türkiye Maarif Vakfı Kalkandelen Kampüsünde öğretmenlik ve tercümanlık yapmaktayım. Akademik ilgi alanlarım arasında Makedon dili tarihi, Balkan dillerinde Türkçe unsurlar, Türkizmalar ve dil–kültür etkileşimi önemli bir yer tutmaktadır.
Osmanlı döneminin Makedonca üzerindeki etkisini dilbilimsel açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tarihsel süreç içerisinde imparatorlukların hâkim olduğu coğrafyalarda yalnızca siyasi değil; sosyal, kültürel ve dilsel dönüşümler de yaşanmıştır. Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki uzun süreli varlığı, bu topraklarda yeni bir yönetim sistemi, hukuk düzeni, ekonomik yapı, mimari anlayış ve toplumsal hayat biçimi oluşturmuştur. Bu değişimlerin doğal bir sonucu olarak dil de bu etkileşimden payını almıştır.
Osmanlı döneminde Türkçe kökenli kelimeler yalnızca Makedoncaya değil; Bulgarca, Arnavutça, Sırpça ve Boşnakça gibi birçok Balkan diline girmiştir. Bu etkileşim özellikle gündelik yaşam, meslek adları, mutfak kültürü, mimari, giyim-kuşam ve idari terimler alanında yoğunlaşmıştır.
Örneğin çarşı, kahve, dükkân, kapı, yastık, tencere, baklava gibi kelimeler Makedoncada uzun süreli ve kalıcı biçimde yer edinmiştir.
Dilbilimsel açıdan Osmanlı dönemi üç evrede ele alınmaktadır. Birinci evre, 14. yüzyıl başlarından 15. yüzyıl ortalarına kadar uzanan ve yeni sistemin kurulma sürecini kapsayan dönemdir. İkinci evre, 15. yüzyılın ikinci yarısından 16. yüzyıl sonlarına kadar devam eden ve Türkizmaların Balkan dillerine en yoğun biçimde geçtiği dönemdir. Üçüncü evrede ise Türkçe unsurlar artık yerleşik hâle gelmiş, birçok kelime yerel dillerin doğal parçası olmuştur.

Dilbilim literatüründe “Türkizma” kavramı nasıl tanımlanmaktadır?
Türkizma, dilbilimde Türkçe kökenli olup başka dillere geçmiş kelime ve dil unsurlarını ifade eden bir terimdir. Türkizma, Türkçeden alınarak başka bir dilin söz varlığına giren; zamanla o dilin fonetik, morfolojik ve semantik yapısına uyum sağlamış kelime, ek veya deyimleri tanımlamak için kullanılır. Bu unsurlar, alıcı dilde çoğu zaman “yabancı” olarak algılanmaz ve dilin doğal bir parçası hâline gelir. Dilbilimde “Türkizma” terimi, Türkçe kökenli olup başka dillere geçmiş kelimeleri tanımlamak için kullanılmaktadır. Makedon dilbilimi literatüründe Türkizmalar, artık “yabancı unsur” olarak değil, Makedoncanın söz varlığının tarihsel bir katmanı olarak değerlendirilmektedir.
Bu alanda Aktan Ago, Olivera Jašar-Nasteva, Blaže Koneski ve Petar Hr. Ilievski gibi araştırmacıların çalışmaları önemlidir. Ortak görüş, Türkizmaların Makedoncada fonetik, morfolojik ve semantik açıdan tam uyum sağlamış olduğudur. Örneğin kahve (kafe) veya cezve (ǵezve) kelimeleri, konuşur tarafından artık “yabancı” olarak algılanmamaktadır.
Makedoncadaki Türkizmalar hangi ölçütlere göre sınıflandırılmaktadır?
Türkizmalar işlev ve anlam bakımından üç ana grupta sınıflandırılmaktadır:
Anlamını koruyan Türkizmalar: çorba, kapı, sabun
Anlamı kısmen değişen Türkizmalar: oda (bazı ağızlarda “küçük alan”)
Anlamı belirgin biçimde değişen Türkizmalar: özellikle lehçelerde görülmektedir.
Araştırmalar, standart Makedoncada kullanılan Türkizmaların büyük çoğunluğunun anlamını koruduğunu göstermektedir. Anlam kaymaları ise daha çok yerel ağızlarda ve sözlü kültürde ortaya çıkmaktadır.
Türkçe kökenli kelimeler Makedoncanın fonetik yapısına nasıl uyarlanmıştır?
Türkçe kökenli kelimeler Makedoncaya geçerken fonetik uyum sürecinden geçmiştir. Özellikle Türkçede bulunan ancak Makedoncada yer almayan sesler, Makedon fonetik sistemine uygun biçimde dönüştürülmüştür.
Başlıca değişimler şunlardır:
ü → u (gül → gul)
ö → o (köprü → kopru)
ı → i (kır → kir)
ğ → g (dağ → dag)
Özel adlarda da bu durum görülmektedir: Ömer → Omer. Bu dönüşümler, kelimelerin telaffuzunu kolaylaştırarak dil içi uyumu sağlamıştır.
Türkizmaların Makedonca morfolojiyle bütünleşmesi nasıl gerçekleşmiştir?
Türkçenin Makedonca üzerindeki etkisi yalnızca söz varlığıyla sınırlı değildir. Yapım ekleri düzeyinde de etkiler gözlemlenmektedir. Türkçedeki -ci/-cı eki, Makedoncada -ci/-çi; -cılar eki -cii/-çii; -lı/-li eki ise -lak/-lik/-luk biçiminde kullanılmaktadır.
Bu ekler yalnızca Türkçe kökenli kelimelerde değil, Makedonca ve diğer dillerden gelen kelimelerde de kullanılmaktadır. Örneğin:
piyala → piyalak,
prost → prostolak,
kundur → kunduraci.
Bu durum, Türkçe morfolojik unsurların Makedon dil sistemine ne denli yerleştiğini göstermektedir.
Türkizmalar zaman içinde anlamsal değişim yaşamış mıdır?
Evet, özellikle ağızlarda bazı Türkizmaların anlam genişlemesi veya daralması yaşadığı görülmektedir. Örneğin standart dilde belirli bir nesneyi ifade eden bir kelime, lehçede mecaz anlam kazanabilmektedir. Bu tür değişimler, sözlü kültürün canlılığıyla doğrudan ilişkilidir.
Günümüzde aktif ve pasif Türkizmalar arasındaki farklar nelerdir?
Osmanlı döneminde Makedoncadaki Türkizma sayısı yaklaşık 5.000 civarındayken, günümüzde aktif olarak kullanılan Türkizma sayısı 1.000’in üzerindedir. Hukuk, tıp ve yönetim alanındaki kelimelerin büyük bölümü sistem değişikliği nedeniyle kullanım dışı kalmıştır.
Türkizmalara yönelik toplumsal tutum nasıl değişmiştir?
— Yaş gruplarına göre farklılıklar gözlemlenmektedir.
55–80 yaş grubunda Türkizma kullanımı oldukça yaygındır.
35–55 yaş grubunda standart dilde kullanım azalmış, ancak ağızlarda sürmektedir.
15–35 yaş grubunda ise dijitalleşme etkisiyle kullanım biçimi değişmiş, ancak tamamen ortadan kalkmamıştır.
Türkizmalar, Makedonca ile Türkçe arasındaki tarihsel birlikteliğin canlı tanıklarıdır. Standart dilde azalıyor gibi görünseler de, ağızlarda ve gündelik iletişimde varlıklarını sürdürmektedirler. Bu nedenle ağız araştırmaları, gelecekteki akademik çalışmalar açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu alanda yapılan önemli çalışmalar:
- Ago, A. (1985). Türkizmalar ve Balkan Dilleri. Üsküp.
- Jašar-Nasteva, O. (2001). Turcizmite vo makedonskiot jazik. Skopje.
- Koneski, B. (1967). Istorija na makedonskiot jazik. Skopje.
- Demir, N. (2012). Balkan Dillerinde Türkçe Unsurlar. Ankara: TDK.
- Škaljić, A. (1989). Turcizmi u srpskohrvatskom jeziku. Sarajevo.
Bu söyleşi, Makedon dili ile Türkçe arasındaki yüzyıllara dayanan etkileşimin yalnızca tarihsel bir olgu olmadığını; günümüzde de ağızlar, gündelik dil ve kültürel pratikler aracılığıyla yaşamaya devam ettiğini ortaya koymaktadır. Furkan Sadiki’nin değerlendirmeleri, Türkizmaların Makedoncada bir “yabancı unsur” olmaktan çıkarak dilin doğal ve işlevsel bir parçası hâline geldiğini göstermektedir. Balkan coğrafyasında ortak yaşamın dilde bıraktığı bu izler, hem dilbilimsel hem de kültürel açıdan korunması ve araştırılması gereken önemli bir miras niteliği taşımaktadır.




