İzzet İbrahimsoylu


Aşıkpaşaoğlu Tarihi…

Osmanlı tarihini añlatan en öñemli Türkçe eserlerden biri, 15. yüzyılın soñlarına doğru yazılmış olan Aşıkpaşaoğlu Tarihi’dir. Bu kitap o zamanın konuşulan Türkçesiyle yazılmış olup, Türkçe bakımından ve Osmanlı tarihi açısından çok değerli bir eserdir. Eserin dili ve uslȗbu Dede Korkut kitabının dilini ve uslȗbunu añdırmaktadır. Aşıkpaşaoğlu Tarihi’nin dili, yalıñ ve duru bir Türkçe ile yazılmıştır. Eserdeki cümleler kısa, açık ve nettir. Hüseyin Nihal Atsız’ın kendi romanlarındaki dili ve uslûbu ile tıptır (aynıdır). Aşıkpaşaoğlu Tarihi’ni yalıñlaştıran (sâdeleşitren) Hüseyin Nihal Atsız; Bozkurtlar, Deli Kurt gibi romanlarını büyük ihtimalle Aşıkpaşaoğlu Tarihi’nin dilinden ve uslûbundan esinlenerek yazmıştır.

*****

Eserden Kimi Bilgiler

Eser, 15. yüzyılın soñlarına doğru Aşıkpaşaoğlu tarafından yazılmıştır. Bu kitap o zamanın (dönemin) ve Türklerin (halkın) konuşulan Türkçesiyle yazıldığından dolayı bugün dahi Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nin Türkçesi ile tıplık (aynılık) ve beñzerlik göstermektedir. Kitaptaki bu tıplık (aynılık) ve beñzerlik bizim de dikkatimizi çekmiştir. Biz de bu tıplığı (aynılığı) ve beñzerliği göstermek amacıyla, eserdeki kimi bilgileri (özellikle dil ve uslûb ile ilgili olanları) alıntılayarak, tıp (aynı) bilgilerin (özellikle dil ve uslûb ile ilgili olanların) bir kısmının Yörükler arasında da tıp (aynı) ve buna beñzer şekilde yaşadığını örnek vererek ve açıklama yaparak göstermeye çalıştık.

Eserde;

Osmanlı’nın kurucusu Osman Beğ’den “Türk” diye bahseder.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 26): “Osman Gazi’yi de çağırdı. Tekfürlere haber saldı: ‘Gelin. Bu Türk’le tanışın ki kötülüğünden emin olasınız.’”

(Aşıkpaşaoğlu, s. 25): “Bu Türk bizimle iyi doğruluk eder.”

Osman Beğ’nin yanındaki kişilerden (halktan/toplumdan) hep “Türkler” diye söz eder.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 62): “Bunları Türklere verelim. Türkçe öğrensinler. Bunları da çeri yapalım.”

(Aşıkpaşaoğlu, s. 50): “… O zamanda bütün ili Türkler almıştı.”

Osman Beğ’nin kendi adı ve daha birkaç adın dışında, akrabalarının adlarının hepsi Türkçedir. Osman Beğ’in kardeşlerinin adı Türkçedir: Gündüz ve Sarı Yatı (savcı). Osman Beğ’in babasının ve amcalarının adı Türkçedir; Osman Beğ’in babasının Ertuğrul, amcalarının adları Sungur Tekin ve Gündoğdu’dur. Osman Beğ’in kardeşlerinin çocuklarının adları Türkçedir; Sarı Yatı’nın oğlu Bay Koca, Gündüz’ün oğlu Aydoğdu’dur.

Aşıkpaşaoğlu, hem “Allah” hem de “Tanrı” adını tıp (aynı) añlamda ve birlikte kullanmıştır: Hak Taâla ve Ulu Tanrı şeklinde.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 20): “Eğer Hak Taâla beni padişahlığa eriştirirse…”

 (Aşıkpaşaoğlu, s. 13): “Ey her şeyi bilen, her şeyin yaratan Ulu Tanrı!”

*****

Aşıkpaşoğlu Tarihi’ndeki Dil ve Uslûb ile Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nin Dilinin ve Uslûbunun Tıplığı (Aynılığı) ve Beñzerliği

Aşıkpaşaoğlu Tarihi’ndeki dil ve uslûb ile Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nin dili ve uslûbu arasına tıplık (aynılık) ve beñzerlik bulunmaktadır. Biz de bu tıplığın (aynılığın) ve beñzerliğin bir kısmını örnekleri ve açıklamaları ile aşağıda göstermeye çalıştık.

Yazıda, parantez içinde kitabın adı ve sayfa numarası verilmiştir. Kitabın özgün künyesi: (Aşıkpaşaoğlu Tarihi, Hazırlayan: Hüseyin Nihal Atsız, Ötüken Neşriyat, 8. Basım, İstanbul, 2017)

Aşıkpaşoğlu Tarihi, Hüseyin Nihal Atsız tarafından yalıñlaştırılmıştır (sâdeleştirilmiştir). Biz, yazımızda kullandığımız özgün cümleleri Hüseyin Nihal Atsız’ın yalıñlaştırmasından (sâdeleştirmesinden) olduğu gibi aldık. Cümleleri, tırnak içinde ve yatay olarak aynı onun yalıñlaştırdığı (sâdeşeltirdiği) biçimde verdik.

Aşıkpaşoğlu’nun dili ve uslûbu ile Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nin dili ve uslûbunu örnekleri ve açıklamaları ile aşağıda vereceğiz;

(Aşıkpaşaoğlu, s. 33): “Büyük kırgın oldu.”

(Aşıkpaşaoğlu, s. 42): “iyi kırgın oldu.”

Eserdeki “kırgın” sözü, “savaş” anlamında kullanılmış bir kelimedir. Bu kelime tıp (aynı) añlamda Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nde bugün dahi kullanılmaktadır. Yörüklerde ayrıca, “kırgın kırası” ilenmesi ile “kırgın kırılış” ikilemi de bulunmaktadır. Kırgın kırası, “savaşta ölesin” anlamında bir ilenmedir. Kırgın kırılış ise, kalabalığı ve büyük kavgaları ifâde etmektedir.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 44): “Kapıcıyı paraladılar.”

“Paralamak” kelimesi bugün Yörüklerde de tıp (aynı) añlamda yaşamaya devam etmektedir. Buna ek olarak, Yörüklerde “Paralanası” ve “Paralanaydıñ” şeklinde söylenen ilenmeler de yaşamaktadır. Paralanası ve paralanaydıñ ilenmeleri, “ölesi” ve “öleydin” añlamlarına gelmektedir.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 52): “Ne olurdu, eski zamandan bunlar bize beğ olaydılar?’”

“Olaydılar” ve buna beñzer kullanışlar, Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nin Türkçesi’nde de mevcuttur. Günümüz Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nde “yapaydılar, gideydiler, geleydiler, göreydiler…” kullanışları yaşamaktadır. Örneğin, “Onu alaydılar, bǖle (böyle) olmazdı.” derler.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 58): “Orası Müslümanlık oldu.”

Eserdeki “Müslümanlık” kelimesi; “Müslümanların yaşadığı bir yer oldu” añlamına gelmektedir. Buna beñzer ve tıp (aynı) adlandırma biçimi, Makedonya’da yaşayan Yörüklerde de var. Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri kendi yaşadıkları yere “Yörüklerin yaşadığı yer” añlamına gelen “Yörüklük” kelimesini kullanırlar.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 64): “Şimdi o yerin adına ‘Sırp Sındığı’ derler.”

(Aşıkpaşaoğlu, s. 67): “Türkler ona ‘Tanrı Yıktığı’ derler.”

Nasıl ki, Aşıkpaşaoğlu Tarihi’nde Sırp’ın sındığı (kırıldığı) ve Tanrı’nın yıktığı yerlere “Sırp Sındığı” ve “Tanrı Yıktığı” adları verilmişse, buna beñzer tıp (aynı) yol ve yöntemle, Kızılalma-Karaman Yörükleri’nde de kartalın ve avcının konduğu yerlere “Kartal Konduğu” ve “Avuju Konduğu” yer adları verilmiştir. Bugün Makedonya Kızılalma-Karaman Yörüklüğü’nün Kulağuzlu köyü sınırları içerisinde “Kartal Konduğu” ve Kuçulat köyü sınırları içerisinde “Avuju (avcı) Konduğu” yer adları bulunmaktadır.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 65): “Evrenüz Gazi’nin hediyeleri ileri geldi.”

Cümledeki “ileri” kelimesinin añlamı “öñce” demektir. Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri hem “öñce” hem de “ileri” kelimelerini kullanmaktadırlar. Yaşlı Yörüklerin daha çok “ileri” kelimesini kullandıklarına bizzat tanıklık ettim. Örneğin, “ilerden bǖle d³ldi” (önceden böyle değildi) derler.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 69): “Sırp, Murad Han’a elçi gönderdi.”

(Aşıkpaşoğlu, s. 107): “Ondan sonra Murad Han, Arnavud’a yürüdü.”

Sırp, Arnavud ifâdeleri burada; “Sırplar”, “Arnavutlar” demektir. Teklikle çokluk bildirilir. Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri de Sırp, Bulgar, Arnavut, Türk derler. Bu; Sırplar, Bulgarlar, Arnavutlar, Türkler demektir.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 76): “… Ya okudularsa niçin yaramazlık ederler?”

Eserde geçen “yaramazlık” kelimesi, Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nde de kullanılır ve anlamı “kötülük”tür.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 76): “… Sultanım! Ondan ötürü ederler ki bunların maaşı azdır.”

Eserdeki “ondan ötürü” kullanımına beñzer ifâdeler Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nde hâlâ devam etmektedir. Yörükler, bugün Türkiye Türkçesi’nde var olan “bundan dolayı” ifâdesini kullanmaz; bunun yerine “ondan ötürü”, “bundan ötürü” ifâdelerini yaşatırlar.

Aşıkpaşaoğlu (s. 88): “Onun için ki Gelibolu, Musa’nın elindeydi…”

Aşıkpaşaoğlu (s. 103): “Onun için ki o, tekfüre komşu idi.”

Aşıkpaşaoğlu Tarihi’nde geçen “onun için” kalıbı, Farsçadan Türkçeye geçmiş “çünkü” yerine kullanılmış bir ifâde tarzıdır. Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri “çünkü” kelimesinin yerine, “onun için” ya da “bunun için” ifâdelerini kullanırlar.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 133): “Ne zaman ki Semendire, Vılakoğlu’nun elinden çıktı, içine Müslümanlar dolunca bütün kâfirler karın ağrısına uğradı.”

Buradaki “karın ağrısı” mecaz anlamda kullanılmış bir ifadedir. Bunun añlamı “rahatsızlık ve şüphedir”. Tıp (aynı) ifadeye Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nde de rastlıyoruz. Yörükler “onun var bir ‘karın ağrısı’” derler. Bu, onun bir derdi, bir rahatsızlığı; bir konuda bir sıkıntısı, bir kuşkusu var demektir.

(Aşıkapaşoğlu, s. 107): “Ondan sonra Murad Han, Arnavud’a yürüdü.”

(Aşıkpaşaoğlu, s. 154): “Ondan sonra ikinci gün fukara tayfası davet olundu.”

Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri, konuşma sırasında, cümle kurmaya başlarken “ondan sonra” ifadesini çok sık kullanmaktadırlar.

(Aşıkpaşaoğlu, s. 111): “Canıma geçti. Bunların elinden ve pazarlıklarından âciz kaldım.”

Eserde “canıma geçti” ifâdesi bir deyimdir. Tıp (aynı) deyim Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nde de yaşamaktadır. “Canıma geçti” ifâdesi Yörüklerde “bıktım, usandım” añlamına gelmektedir.

*****

Bu tıplığı (aynılığı) ve beñzerliği ortaya koymadaki amacımız; 15. yüzyılda yazılan bir eserle 21. yüzyılda Makedonya’da yaşayan Kızılalma-Karaman Yörükleri’nin tıp (aynı) dili ve uslûbu kullanmaları ve bu dil ile uslûbun Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nde günümüzde dahi canlı bir şekilde devam ettiğidir. Bu, Yörüklerin Türkçeyi güzel bir şekilde koruyup yaşattığının ve yaşatmaya devam ettiğinin eñ büyük kanıtıdır. Kısacası, beş yüz yıl önce Aşıkpaşaoğlu’nun kullandığı Türkçe, 21. yüzyılda Makedonya Kızılalma-Karaman Yörükleri’nde yaşamaya tıp (aynı) ve beñzer bir şekilde devam etmektedir.