Geçmişin külünde, geleceğin korunu saklıyoruz bazen. Fırsat çubuklarıyla büyük ateşleri yakmak için. Beklemek bizi yorsa da soğutmaz. Çıkacak ateşin heyecanı ısıtıverir içimizi.
Arada kalan yıllar üzer ancak, yapmak istediklerimizin mağduriyeti, yükünü artırır boş telaşların. Sükut altındır deseler de, gam vurur dudaklarımıza. Kirini, pasını döküverir kemiksiz dilimiz. Bir çırpıda kanadını kırar hani o rengarenk gönül kuşlarının. Bin pişman olsak da, sonrasında sırtımızda ağır vebalin kamburu kalır. Geriye dönüp her şeyi düzeltmek için, tüm yanlışları feda edebiliriz. Acınası bu uğurda.
Geçmişin külünde, geleceğin korunu saklıyoruz bazen. Fırsat çubuklarıyla büyük ateşleri yakmak için. Yakında tükenince tüm umutlar, ufukların gölgesine yanaşır yavaşça tökezleye tökezleye adımlarımız. Bilmediğimiz yerlerin yollarında topuk seslerimizi yankılar, doğanın esrarengiz boşluğu. Korku mu? Geldiğimiz yerden belki daha az var içimizde. Çünkü bir umuda doğru adım atar ayaklarımız. Ve gidiyoruz. Geriye bakmak gelse de içimizden, bıkmış tavrımızı takınır da devam ederiz. Gözlerimizden süzülesi iki damla yaşta gururun avuçlarında. İleriye yönük bakışlarımız, çıkan sigara dumanın sararmış perdesinde. Yürüyoruz gurbet denen bilinmezliğe, yürüyoruz horlanmışların beldesinde.
Geçmişin külünde, geleceğin korunu saklıyoruz bazen. Fırsat çubuklarıyla büyük ateşleri yakmak için. Karşıdan esen rüzgarlara zayıflığını gösterircesine, dimdik duruyoruz. Oysa dizlerimiz, düşüp kalkmalardan kanamış. Çakıl taşlı yollar nasıl da yıpratmış ayak tabanlarımızı. Diğer yokuşun hesabını kahırla yapıyoruz.
Omuzladığımız yükün ağırlığı, iki kat artmış. İpi sırtımızda kılıç misali. Açtığı yaralar bir o kadar derin ve kanamakta. Dünün yorgunluğunu atmadan soluklanmaya dahi dem yok. Yol uzun, rüzgar ise yine karşıdan çetin esmekte.
Geçmişin külünde geleceğin korunu saklıyoruz bazen. Fırsat çubuklarıyla büyük ateşleri yakmak için. Bin bir uğraşın kucağından, arzu ettiğimiz ateşin hayaliyle, bilinmezliğin de tam ortasına geldik. Geriye bıraktıklarımız artık koca özleme emanet. Göz kapaklarımızın altında saklı memleketin siyah beyaz resmi. Her kapanışında hasret gideririz. Her şey uzakta biz de çok uzaktayız. Geçmişin bu son küllerine, kalan nefesimizle kıvılcımı vermenin gayretindeyiz. Ciğerlerimiz, göğüs kafesinin çatlatacak nerdeyse. Geriye kül altında, tutuşmaya hazır korlar bırakmak için.
Kuzey Makedonya ve Türkiye, 12 Yıl Sonra Karayolu Taşımacılığı Diyaloğunu Yeniden Başlattı
15:28 - Makedonya