Yazan: Mesut Nebi
İnsan çok yakın bir dostunu kaybettiğinde, sanki kendisinden bir parça kaybetmiş gibi oluyor. Nedim Abas'ın vefatı da benim için öyle oldu.
Bizim ailelerimiz eski dosttu. Bizim ailemiz yüz küsur yıldır Sultan Murad Camii'ne hizmet etmiştir. Dedem Hafız Yusuf, onun kayınpederi Hafız Ömer ve babam Hafız Sami Nebi o mukaddes mabette imamlık yapmışlardır. Nedim'in babası merhum Hacı Bedri Efendi de aynı camide Türkçe vaaz verirdi.
Hacı Bedri Efendi aynı zamanda yıllarca İslam Birliği Başkanlığı yaptı. Babam Hafız Sami Nebi de onun sağ kolu olarak hem veznedarlık hem de sekreterlik görevini yürüttü.
Nedim ile denebilir ki ne kadar yaşımız var, o kadar dostluğumuz vardı. Aynı mahallede büyüdük, aynı okulda okuduk. Futbol, çelik, misket... hep beraber oynadık.
Mahallemizin başında büyük bir taş vardı. O taş bizim buluşma yerimizdi. Beş arkadaş orada toplanırdık: Sadık, Kerim, Nedim, Nejdet ve ben. Orada ne yapacağımıza karar verirdik. Sinemaya gideceksek herkes cebindeki parayı çıkarır, birleştirirdik.
Hemen her gün beşimiz Ohrid Tatlıcısı'na giderdik. Ohrid Tatlıcısı'nı o zaman Hüsam Amca ve kardeşi idare ediyordu. Hiçbir zaman yeterince paramız yoktu ama Hüsam Amca bizi çok seviyordu ve hiçbir zaman sorun çıkarmıyordu. Ceplerimizde ne kadar para varsa ona razı oluyordu.
Bir gün camdan bakıyoruz, Hüsam Amca servis yapıyor, hemen içeri girdik. Sipariş verdik, yemeye başladık. Tam o sırada Hüsam Amca'nın kardeşi mutfaktan içeri girmez mi! Biz donduk kaldık, yavaş yemeye başladık. Hüsam Amca'ya baktım, sapsarı olmuştu. Korktuk ki Hüsam Amca'nın kardeşi bizim ödeme sistemimizi anlayacak. Neyse ki biraz sonra kardeşi mutfağa gitti, biz rahatladık. Çabuk ceplerimizdeki paraları toplayıp Hüsam Amca'ya verdik.
1964 yılında hayatımda ilk defa İstanbul'a gideceğim. Tabii ki bunu ilk olarak en sadık dostumuz Hüsam Amca'yla paylaşacağım. Gittim, "Hüsam Amca, ben İstanbul'a gideceğim, İstanbul'dan getirmemi istediğin bir şey var mı?" dedim.
"Var," dedi, "oradan bana sabır taşı getir."
İstanbul'a gittim, sabır taşı arıyorum. Ama nasıldır, ne işe yarar, hiçbir fikrim yok. Kapalıçarşı'ya gittim, sordum sabır taşı nerede bulabilirim diye.
"Mısır Çarşısı'nda," dediler.
Mısır Çarşısı'na gittim, sabır taşı aldım, kristal gibi bir şey. "Ne işe yarar?" diye sordum.
"Küçük parçalara ayrılır, suyla günde bir defa küçük bir parçası içilir, insanın psikolojisini düzeltir," dediler.
Üsküp'e geldiğimde, Ohri Tatlıcısı'nda Hüsam Amca'ya verdim, kendisinden hiç para almadım. Çok mutlu olmuştum ki Hüsam Amca'ya küçük bir iyilik yapabildim. Hüsam Amca yıllardır bizi idare ediyordu.
Gençliğimizde Üsküp'te eğlence Korzo idi. Merkezde yürüyüş yapardık. Korzo'dan sonra doğru Nedimlere uğrardık. Annesi Beyce Abla ve babası Hacı Bedri Efendi beni çok severdi, Nedim'den hiç ayırmazlardı.
İşte böyle bir kardeşi, böyle bir dostu kaybettim.
Başta Hafız Ömer, Hafız Yusuf, babam Hafız Sami Nebi olmak üzere, Hacı Bedri Efendi, Beyce Abla ve merhum Nedim Abas'a Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun.