Sayın Hocam biraz kendinizden ve çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Ben, Sevinc Nuruqızı; Azerbaycanlı çocuk yazarı, şair, çevirmen ve gazeteciyim. Azerbaycan Yazarlar Birliği üyesiyim. M. F. Ahundov Rus Dili ve Edebiyatı Enstitüsünü üstün başarı diplomasıyla bitirdim (1981–1986).
Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığına bağlı “Medeniyet” gazetesinde genel yayın yönetmeni yardımcısı (2003–2006), “Minamedia” yayınevinde “Cırtdan” ve “Ümit” çocuk dergilerinin yaratıcı ekibinin direktörü (2006–2007), Kamu Radyosunda haftanın altı günü canlı yayımlanan “Çokbilmiş” ve “Masal Saati” programlarının editörü ve sunucusu (2006–2007), F. Köçerli Cumhuriyet Çocuk Kütüphanesi tarafından yayımlanan “Gökkuşağı” çocuk dergisinin editörü (2015–2022) olarak görev yaptım. 2007 yılından bu yana “Təhsil” ve “Aspoliqraf” yayınevlerinde baş editör ve çocuk edebiyatı bölümü müdürü olarak çalışmaktayım.
Yıllarca yaşadığımız savaş, Karabağ acıları, savaşın getirdiği yıkımlar ve esir düşen soydaşlarımızın işkencelerle dolu hayatını konu alan “İntikam” adlı oyunum Ağdam Devlet Dram Tiyatrosunda (2006), “Gelinlikler” adlı oyunum Salyan Devlet Kukla Tiyatrosunda (2006), “Melisa” adlı oyunum Abdulla Şaik Devlet Kukla Tiyatrosunda (2023), “Sarışının Maceraları” adlı oyunum ise Nahçıvan Devlet Kukla Tiyatrosunda (2024) sahnelenmiştir.
“Merhaba, İnnab Ağacı” (iki kez Sovyetler Birliği Kahramanı olan General Həzi Aslanov’a ithaf edilmiştir) adlı oyunum Abdulla Şaik Devlet Kukla Tiyatrosunda Azerbaycan Türkçesi ve Rusça olarak sahnelenmiştir (2025). Bu eser, Büyük Vatanseverlik Savaşı’nın 80. yılı ve Həzi Aslanov’un doğumunun 100. yılı dolayısıyla Sankt-Peterburg’da düzenlenen DEMİNİFEST Festivalinde sergilenmek üzere Azerbaycan Devlet Kukla Tiyatrosunun siparişi üzerine kaleme alınmıştır.
Süreli yayınlarda yayımlanmış yüzlerce gazetecilik ve düşünce yazısının yazarıyım. Eserlerim devlet tarafından yüksek takdir görmüş ve birçok ödüle layık görülmüştür.
2002 yılında Azerbaycan Yazarlar Birliğinin en iyi çocuk eseri ödülü olan Tofik Mahmud Ödülü’nü aldım. 2013 yılında “Yeni Çocuk Şarkıları” yarışmasında sözleri bana ait, bestesi Meryem Alibeyli tarafından yapılan “Güneş” adlı şarkıyla dördüncü oldum. 2015 yılında Türkiye’nin Azerbaycan Büyükelçiliği ile Azerbaycan Yazarlar Birliğinin ortaklaşa düzenlediği “Çanakkale–100” yarışmasında “Çanakkale Geçilmez” adlı şiirimle birincilik kazandım. Aynı yıl “Kadim Bakü’ye Seyahat” kitabım “Altın Kelime” Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü ve Moskova’da düzenlenen Uluslararası Kitap Sanatı Yarışmasında birinci oldu. “İdam” adlı hikâyemle “Edebî Özgürlük–2015” yarışmasında ikinci oldum. Azerbaycan Eğitim Bakanlığının düzenlediği yarışmalarda düzyazı ve tiyatro dallarında birincilik ödülleri kazandım.
2016 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı ile “Azanfilm” stüdyosunun düzenlediği “Bir Fikrim Var” yarışmasında, küçük yaşlı çocuklar için hazırladığım “Kaz Yavrusu Gaga” adlı 23 bölümlük senaryo dizisi özgünlüğü ve yarışma konseptine uygunluğu nedeniyle birinciliğe layık görüldü. 2017 yılında TEAS tarafından Birleşik Krallık’ta düzenlenen “Khojaly Literary Prize” yarışmasında “Hocalı’ya” adlı şiirimle ikinci oldum. 2018 yılında “Kızıl Papatya Çiçekleri” adlı oyunumla Tek Perdelik Oyunlar Yarışmasında üçüncülük kazandım. Aynı yıl Türkiye’de düzenlenen İLESAM–Akçağ Çocuk Edebiyatı Yarışmasında “Melisa” adlı romanımla birincilik ödülünü aldım. 2019 yılında eğitim alanındaki hizmetlerim nedeniyle “Nesib Bey Yusufbeyli” Ödülü’ne layık görüldüm.
2020 yılında “Kelebek Ömrü” adlı hikâyemle Mir Celal adına düzenlenen hikâye yarışmasında birinci oldum. 2021 yılında “Ölürüm Derdinden, Bunu Bil” adlı hikâyemle Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığının vatanseverlik konulu edebiyat yarışmasında birincilik elde ettim. 2022 yılında ise Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı tarafından verilen “Şuşa 270” göğüs nişanına layık görüldüm.
“Uçurtma”, “Sarı Kız, Dız ve Vız”, “Ak Horozun Hikâyesi”, “İntikam”, “Ciya ile İki Gün”, “İpekçe’nin Maceraları”, “Tuhaf Köyün Masalı”, “Hayvanlar”, “Bozkulak ve Mevsimler”, “Elbise Dolabında Saklambaç”, “Giysiler”, “Murad’ın Rüyası”, “Yemekler”, “Bilmece Bil”, “Akça ve Cuppulu”, “Aysu ve Ay”, “Hortumlu Dağ”, “Minicik Alfabe”, “Babek”, “Şah İsmail Hatayi”, “Ağabeyim Ağa”, “Kadim Bakü’ye Seyahat”, “Şarkılı ve Resimli Matematik”, “A Harfini Öğrenelim”, “B Harfini Öğrenelim”, “C Harfini Öğrenelim”, “Ç Harfini Öğrenelim”, “D Harfini Öğrenelim”, “E Harfini Öğrenelim”, “Bahar Kızı Efsanesi”, “Süreyya’nın İzinde”, “Melisa”, “Şuşa Zafer Türküsü”, “Fısıltı”, “Gurbette Solmayan Çiçek”, “Bir Günüm”, “Altın Arayışında”, “Şu-Şa’nın Sis Perileri”, “Akça ve Cuppulu – Zaferle Sonuçlanan Hikâye”, “Kadın: Zarif ve Güçlü”, “Melisa ile Hava ve İklim”, “Renkli Yağmurlar”, “Meyvelerin Sohbeti”, “Merhaba, İnnab Ağacı”, “Humay ve Sihirli Huma Kuşu” gibi yetmişten fazla kitabın yazarıyım.
Kitaplarım Türkçe, Rusça, Özbekçe, Almanca, Farsça, Korece, Belarusça, İngilizce ve Çince dillerinde; Azerbaycan, Türkiye, Güney Kore, Belarus, İran İslam Cumhuriyeti ve Özbekistan’daki çeşitli yayınevlerinde yayımlanmıştır.
“Türk Dünyası” fikrinin çocuk edebiyatı üzerinden inşa edilebileceğine inanıyor musunuz? Çocuk kitapları ortak bir kültürel hafıza oluşturabilir mi?
Buna yürekten inanıyorum. Katılımcısı olduğumuz “Türk Dünyası Çocuk Edebiyatı Çalıştayı” da bunu bir kez daha kanıtladı. Türk kültürü, Türklerin manevi ve ruhsal dünyası, Türk örf ve gelenekleri; dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın bütün Türk çocuklarına ortak Türk çocuk edebiyatı aracılığıyla ulaştırılmalıdır. Bu konuda Türk Dil Kurumunun başlattığı büyük girişime başarılar diliyorum. Kurumun üstlendiği önemli görevi, yani ortak Türk Dünyası çocuk edebiyatının oluşturulmasını başaracağına yürekten inanıyorum. Bu da Türk dünyasının çocuklarını bir araya getirecektir.
Ben de yıllardır bu çalışmaya katkı sunmaya çalışıyorum. Büyük Türk mücadelesi olan Çanakkale Savaşı hakkında yazdığım “Çanakkale Geçilmez” adlı poemada Türk vatanseverliğini bütün incelikleriyle anlatmaya gayret ettim. Bu eser sayesinde Türkiye’nin Azerbaycan Büyükelçiliğinin davetiyle Çanakkale’de bir hafta misafir oldum ve bu büyük zaferin yaşandığı tarihî mekânları ziyaret etme fırsatı buldum.
Uzak Sibirya’daki Tuva’da yaşayan beş yaşındaki Tuvalı bir kız çocuğu olan Saqlana’nın cesaretini konu alan “Saqlana” adlı hikâyem de Azerbaycanlı çocuklar tarafından ilgiyle karşılandı.
Yakın zamanda ise Azerbaycan ve Özbekistan’ın Nevruz geleneklerini anlattığım “Humay ve Sihirli Huma Kuşu” adlı uzun hikâyem (povestim), “Təhsil” yayınevinde yayımlandı.
“Geçtiğimiz ay Türk Dil Kurumu ve Atatürk Öğretme Akademisi iş birliğiyle Kıbrıs’ta önemli bir Çocuk Edebiyatı Çalıştayı gerçekleştirildi. Sizce bu çalıştayın somut etkilerini ve meyvelerini ne zaman görmeye başlayacağız?”
Bir araya geldiğimiz ve büyük dostlukların temelinin atıldığı Türk Dünyası Çocuk Edebiyatı Çalıştayının görevini başarıyla tamamladığını düşünüyorum. Yakın zamanda bunun somut sonuçlarını ve meyvelerini göreceğiz.
Ben de bu çalıştaydan büyük ölçüde ilham aldım. Uzun zamandır yazmayı planladığım bir eseri kaleme almaya başladım. Yakın günlerde tamamlamayı düşündüğüm bu eserin hem Azerbaycan çocuk edebiyatına hem de çalıştayın hedeflediği edebî ve kültürel iş birliklerine benim tarafımdan bir katkı olacağına inanıyorum.
Kuzey Makedonya çocuk edebiyatı ile Azerbaycan çocuk edebiyatı arasında nasıl bir kültürel köprü kurulabilir?
Kendi şiirimi Kuzey Makedonya’da yaşayan Türk ve Arnavut öğrencilerin bal kadar tatlı şiveleriyle dinlediğimde çok mutlu oldum. Bu benim için unutulmaz ve çok değerli bir hediye oldu.
Bana öyle geliyor ki sizin de katkılarınız sayesinde Kuzey Makedonya ile Azerbaycan arasındaki edebî ilişkilerin ilk adımını atmış bulunuyoruz. Bu sürecin Azerbaycan’da da devam ettirilmesi ve çocuklarımızın Kuzey Makedonya çocuk edebiyatını tanımasının temellerinin atılması gerekir.
Çevrim içi buluşmalar düzenlemeyi, çocuklarımızı bir araya getirmeyi ve onları ortak edebî ve kültürel platformlarda buluşturmayı arzu ediyorum. Böylece çocuklarımız birbirlerini daha yakından tanıyacak, ortak değerlerini keşfedecek ve dostluk bağlarını güçlendireceklerdir.
Küreselleşmenin çocukların diline, hayal dünyasına ve kimlik algısına etkisini düşündüğümüzde; Türk Dünyası çocuk edebiyatı sizce nasıl bir sorumluluk üstlenmelidir?
Türk Dünyası çocuk edebiyatının hem konu bakımından hem de bu konuların edebiyatın ölçütlerine uygun şekilde işlenmesi açısından bu görevin üstesinden gelebileceğini düşünüyorum.
Ancak hepimiz biliyoruz ki bir edebî eserin yazılması ve yayımlanması, onun çocuklara tam anlamıyla ulaşması demek değildir. Burada en önemli meselelerden biri de organizasyon ve yaygınlaştırma çalışmalarının doğru şekilde yürütülmesidir. Bu alanda da ciddi emek harcanmalıdır.
Yazılan ve yayımlanan her kitabın en büyük başarısı, okuyucusuna ulaşabilmesidir. Ortak Türk Dünyası Çocuk Edebiyatının oluşturulması hepimizin üstlendiği büyük bir sorumluluktur. Ben inanıyorum ki bu sorumluluğun da başarıyla üstesinden geleceğiz.
Azerbaycan, Türkiye, Balkanlar ve Orta Asya’daki çocukların aynı masallarla, aynı kahramanlarla büyümesi sizce kültürel birlik açısından ne ifade eder?
Geçtiğimiz günlerde Firidun Bey Köçerli Cumhuriyet Çocuk Kütüphanesinde, ünlü Türk masal anlatıcısı ve araştırmacısı Yücel Feyzioğlu ile Azerbaycanlı yazarların bir araya geldiği anlamlı bir buluşma gerçekleştirildi. Yücel Hoca konuşurken, Türk dünyası masallarının Türk çocuklarının hayatında ne kadar büyük ve önemli bir yere sahip olduğunu bir kez daha derinden hissettim.
Azerbaycan, Türkiye, Balkanlar ve Orta Asya’daki çocukların aynı masallarla, aynı kahramanlarla büyümesi; onların ortak bir amaç ve ortak değerler etrafında birleşmesi anlamına gelir. Folklor, bize masallardan oluşan son derece zengin bir miras bırakmıştır. Bundan sonrasını ise bizlerin yapması gerektiğine inanıyorum.
Günümüz Türk çocuklarını bir araya getirecek, onlara ortak bir kültürü ve ortak manevi değerleri aktaracak yeni ve çağdaş eserlerin ortaya konulması büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda üretilecek eserler, Türk dünyasının kültürel birlikteliğini güçlendirecek ve gelecek nesiller arasında daha sağlam bağların kurulmasına katkı sağlayacaktır.
Ortak Türk kültürünün temel taşı olan destanlar, atasözleri ve halk anlatıları günümüz çocuklarına nasıl aktarılmalıdır? Geleneksel anlatım günümüz çocuklarına yetiyor mu?
Destanlar, atasözleri ve masallar gerektiğinde günümüz çocukları için yeniden düzenlenmeli ve onların anlayabileceği bir biçime kavuşturulmalıdır.
Ben de bir yazar olarak bu çalışmaya uzun yıllar önce başladım. Türk dünyasının en büyük yazılı miraslarından biri olan Dede Korkut Destanı’nı çocuklar için yeniden kaleme aldım, onu özellikle ilkokul çağındaki çocukların daha kolay anlayabileceği bir dile ve anlatıma dönüştürdüm.
Bu çalışma, benim uyarladığım şekliyle “Təhsil” Yayınevi tarafından Azerbaycan Türkçesi ve İngilizce olmak üzere iki dilde yayımlandı.
Türk Dünyası’nda çocuk edebiyatı alanında yeterli işbirliği ve çeviri faaliyetleri yapılıyor mu? Sizce eksik kalan yönler nelerdir?
Azerbaycan ile Türkiye arasındaki edebî ilişkiler başarıyla gelişmektedir. Bu iş birliği çocuk edebiyatı alanında da kendini göstermektedir. Hatta benim en tanınmış eserim olan “Melisa”, ilk kez İmdat Afşar’ın çevirisiyle Türkiye’de Türkçe olarak yayımlandı.
“Melisa”, Türkiye’de düzenlenen İLESAM–Akçağ Çocuk Edebiyatı Roman, Hikâye ve Masal Yarışması’nın 2018 yılı roman kategorisinde birincilik ödülünü kazandı ve ardından Ankara’da Akçağ Yayınevi tarafından yayımlandı. İlginçtir ki eser, Türkiye’de yayımlandıktan ancak iki yıl sonra Azerbaycan’da “Təhsil” Yayınevi tarafından basıldı. Bugün “Melisa”; Türkçe, İngilizce, Rusça, Almanca ve Farsça dillerinde yayımlanmış olup, Tahran’da farklı bir yayınevi tarafından ikinci kez basılmıştır.
Bir diğer eserim olan “Kaz Yavrusu Gaga” da ilk kez Türkiye’de, deprem sırasında hayatını kaybeden değerli çevirmen Abdulkadir Özkan’ın çevirisiyle yayımlandı. Burada özellikle belirtmek isterim ki, Türk dünyasına gönülden bağlı olan merhum Abdulkadir Özkan’ın çevirileri sayesinde başka çocuk yazarlarının eserleri de Türkiye’de okurlarla buluşmuştur.
Son yıllarda Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki edebî ve kültürel ilişkiler de önemli ölçüde gelişmektedir. Azerbaycan’da Özbek çocuk yazarlarının eserleri ve Özbek masalları Azerbaycan Türkçesine, Azerbaycanlı çocuk yazarlarının eserleri ise Özbekçeye çevrilerek iki ayrı seçki hâlinde yayımlandı. Bu kitapların tanıtımı, Özbekistan’daki Azerbaycan Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Benim kaleme aldığım “Humay ve Sihirli Huma Kuşu” adlı kitabım da yakın zamanda Özbek çocuklarına tanıtılacaktır.
Kuzey Makedonya ile çocuk edebiyatı alanındaki ilişkilerin ilk güzel işareti ise Arnavut çocukların benim “Vatanda Yüce” adlı şiirimi kendi dillerinde seslendirmeleri oldu. Edebî ve kültürel ilişkilerimizin bundan sonra da giderek güçleneceğine yürekten inanıyorum.
Çocuk edebiyatı yalnızca pedagojik bir alan mıdır; yoksa aynı zamanda kültürel direnç ve kimlik koruma aracı olarak da görülmeli midir?
Aslında ben çocuk edebiyatını yalnızca pedagojik bir alan olarak değil, daha çok kültürel direnci ve kimliği koruyan önemli bir araç olarak görüyorum. Çünkü çocuk edebiyatının temel görevi de budur.
Bir milletin millî kimliğini ve kültürel değerlerini çocuğun hafızasına işlemek, onda millî bir bilinç ve ruh uyandırmak, onu ait olduğu toplumun kökleriyle buluşturmak çocuk edebiyatının en önemli amaçlarından biridir.
Bu nedenle çocuk edebiyatı, sadece eğiten ve öğreten bir alan değil; aynı zamanda kültürel mirası gelecek nesillere aktaran, kimlik bilincini güçlendiren ve toplumsal aidiyet duygusunu pekiştiren güçlü bir kültürel araçtır.
Balkanlarda Türkçe öğrenen öğrencilerle karşılaşmanız size Türkçenin ve ortak kültürün geleceği adına nasıl bir umut veriyor?
Türkçe öğrenen öğrencilerden Azerbaycan Türkçesinde yazılmış bir şiiri dinlemek benim için son derece mutluluk verici ve gurur kaynağı oldu. Bu durum, çıktığımız yolun doğru olduğuna ve yürüttüğümüz çalışmaların başarıya ulaşacağına olan inancımı daha da güçlendirdi.
Ayrıca Türk dünyasında, Burcu Alisoy gibi Türk diline ve kültürüne gönülden bağlı, özveriyle çalışan öğretmenlerin bulunmasından büyük memnuniyet duydum. Onların emekleri sayesinde dilimiz, kültürümüz ve ortak değerlerimiz gelecek nesillere aktarılmaya devam edecektir.
Günümüzde çocukların dijital içeriklerle büyüdüğü bir çağda, Türk Dünyası’nın ortak kültürel değerlerini yaşatacak yeni edebî yöntemler neler olabilir?
Ortak olarak hazırlanacak bir çocuk dergisi, çocuk gazetesi ya da en azından YouTube üzerinden yayımlanabilecek bir çocuk programı bu amaca hizmet edebilir. Bunun yanı sıra Azerbaycan, Türkiye, Balkanlar ve Orta Asya’daki çocukların bir araya gelerek birlikte zaman geçirebilecekleri yaz kampları, çevrim içi buluşmalar, kitap fuarları ve benzeri etkinlikler de düzenlenebilir.
Bu tür projeler, çocukların birbirlerini daha yakından tanımalarına, ortak kültürel değerleri paylaşmalarına ve Türk dünyası arasında güçlü dostluk köprüleri kurmalarına önemli katkılar sağlayacaktır.
Sizce Türk Dünyası’nın gelecekte ortak çocuk edebiyatı projeleri, ortak ders kitapları veya ortak yayın platformları oluşturması mümkün mü?
Elbette mümkündür. Ben de 18 yıl boyunca ders kitaplarının editörü ve ortak yazarı olarak görev yapmış biri olarak, bu konuda bilgi birikimimi, tecrübemi ve desteğimi esirgemem.
Ortak çocuk edebiyatı projelerinin, ortak ders kitaplarının ve ortak yayın platformlarının oluşturulması için elimden gelen katkıyı sunmaya her zaman hazırım. Türk dünyasının eğitim ve kültür alanındaki iş birliğinin güçlenmesine hizmet edecek her çalışmayı büyük bir memnuniyetle desteklerim.
Kuzey Makedonya çocuk edebiyatı ve Azerbaycan çocuk edebiyatını birleştirme noktasında hangi adımlar atılmalı?
İlk adım Kuzey Makedonya tarafından atıldı. Bu nedenle teşekkürlerimi sunuyorum. Bu ilişkilerin ve iş birliklerinin zamanla daha da gelişeceğine yürekten inanıyorum.
Azerbaycan’da da bu sürecin devam ettirilmesi için gerekli çalışmalar mutlaka yapılacaktır. Karşılıklı edebî ve kültürel ilişkilerin güçlenmesi, çocuk edebiyatı alanında ortak projelerin hayata geçirilmesi ve yeni nesiller arasında daha sağlam bağların kurulması adına bu çalışmaların sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır.
Bir çocuk yazarı olarak, Türk Dünyası’nın geleceğini inşa edecek yeni nesillere en güçlü kültürel tavsiyeniz ne olurdu?
Bir çocuk yazarı olarak yeni nesillere verebileceğim en güçlü kültürel tavsiye şudur: Hangi şartlar altında olursanız olun, köklerinizden asla kopmayın.
Diliniz, kültürünüz, gelenekleriniz ve tarihî mirasınız sizin en büyük zenginliğinizdir. Geleceğe güvenle yürürken dünyaya açık olun, yenilikleri takip edin; ancak sizi siz yapan değerlere sahip çıkmayı da hiçbir zaman ihmal etmeyin. Çünkü köklerine bağlı kalan insanlar ve toplumlar, geleceği daha sağlam temeller üzerine inşa edebilirler.
Son olarak ne eklemek istersiniz?
Son olarak çocuklara güneş kadar aydınlık günler ve sevgi dolu bir hayat diliyorum. Çünkü onların yüreklerinde taşıdığı ışığa bütün Türk dünyasının ihtiyacı var.
Çocuklarımızın kalplerindeki sevgi, umut ve iyilik duygusu; ortak geleceğimizin en değerli güvencesidir. Onların aydınlığı, Türk dünyasının yarınlarını daha güzel, daha güçlü ve daha anlamlı kılacaktır.
Burcu ALİYİ