Kuzey Makedonya Meclisi 10 Haziran’da Hakça temsil kanunun yeni şeklini tartışmaya başlayacak. Başbakanlık tarafından sunulan Kanun, Uygun ve Adil Temsil Kanunu olarak adlandırılacak.
Kanun teklifiyle düzenlenmesi amaçlanan alandaki mevcut durum değerlendirilmekte ve söz konusu kanunun çıkarılmasını gerekli kılan nedenler şu şekilde açıklanmakta.
Tüm topluluklara mensup vatandaşların devlet organlarında ve diğer kamu kurumlarında her düzeyde uygun ve adil şekilde temsil edilmesi ilkesi, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti'nin anayasal düzeninin temel değerlerinden biridir ve devletin demokratik niteliğinin işleyişi açısından en önemli konulardan birini oluşturmaktadır.
Bu ilkenin, Ohri Çerçeve Anlaşması'nın uygulanması sonucunda anayasal düzeyde kabul edilmiş ve çeşitli politikalar ile idari uygulamalar aracılığıyla hayata geçirilmiş olmasına rağmen, geçen dönemde ülkedeki toplulukların uygun ve adil temsiline ilişkin durumun yeterince sistematik olmadığı ve bu politikanın uluslararası standartlarla tam olarak uyumlu hale getirilemediği tespit edilmiştir.
Uygun ve adil temsil ilkesinin uygulanması büyük ölçüde çeşitli yasal düzenlemeler, alt mevzuat hükümleri, kurum içi prosedürler ve geçici çözümler aracılığıyla yürütülmüştür. Bu durum ise uygulamada eşitsizliklere, siyasi kötüye kullanımlara, hukuki belirsizliklere ve sınırlı şeffaflığa yol açmıştır.
Buna ek olarak, uygulamada temsilin sağlanması ile kamu yönetiminde liyakat, profesyonellik ve yetkinlik ilkelerine bağlı kalınması arasında denge kurulmasına ilişkin çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, ülkede uygulanan ve kamuoyunda "Balansör" olarak bilinen sistemi iptal etme kararı almıştır.
Bazı durumlarda, bu konunun yeterince açık ve kesin biçimde düzenlenmemiş olması, niteliksel unsurlara yeterli önem verilmeden yalnızca niceliksel yaklaşımların uygulandığı yönünde bir algı oluşturmuştur. Bu durum da devlet organlarının ve diğer kamu kurumlarının her düzeydeki etkinliği ile profesyonelliğini olumsuz yönde etkilemiştir.
Kanun, birkaç temel ilkeye dayanmaktadır:
Birincisi, ayrımcılık yapmama ve fırsat eşitliği ilkesidir. Bu ilke, tüm vatandaşların ülkedeki bütün kamu görevlerine eşit erişime sahip olmasını güvence altına alır.
İkincisi, liyakat, profesyonellik, yetkinlik ve dürüstlük ilkesidir. Bu ilke, kamu yönetiminde işe alım ve terfilerde kalitenin temel ölçüt olarak kalmasını sağlar.
Üçüncüsü, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesidir. Bu ilke, süreçlerin açık, denetlenebilir ve kontrol edilebilir olmasını ifade eder.
Dördüncüsü, kapsayıcılık ve toplumsal uyum ilkesidir. Bu ilke, topluluklar arasındaki güvenin güçlendirilmesini amaçlamaktadır.
Son olarak, orantılılık ilkesidir. Bu ilke, temsilin sağlanmasına yönelik tedbirlerin uygun olmasını ve kurumların etkinliğini zedelememesini güvence altına alır.
Kanunun temel düzenlemelerinden biri olarak, “uygun temsil” ile “adil temsil” kavramları arasında açık bir ayrım yapılmaktadır.
Uygun temsil, niceliksel boyutu ifade eder ve son nüfus sayımı verilerine dayanarak toplulukların nüfus içindeki paylarını yaklaşık olarak yansıtan bir temsil düzeyini öngörür.
Buna karşılık, adil temsil niteliksel boyutu vurgular; yani profesyonellik ve dürüstlük ilkelerine bağlı kalınarak adil muamelenin ve eşit fırsatların sağlanmasını ifade eder.
Kanunundaki Kavramların Tanımı, Amaçları ve Uygulama Alanları
Tanımlar
Madde 2
(1) Bu Kanun kapsamında aşağıdaki terimler şu anlamları taşır:
Uygun temsil, tüm topluluklara mensup vatandaşların devlet organlarında ve diğer kamu kurumlarında her düzeyde, nüfus sayımının son verileri esas alınarak nüfus içindeki paylarını yaklaşık olarak yansıtacak şekilde temsil edilmesidir. Adil temsil, tüm topluluklara mensup vatandaşların devlet organlarında ve diğer kamu kurumlarında her düzeyde temsil edilmesini; kamu yönetiminin temel aldığı liyakat ve dürüstlük ilkelerine uygun olarak tüm vatandaşlar için adil muamele ve eşit fırsatların sağlanmasını ifade eder.
Amaçlar
Madde 3
(1) Bu Kanunun amacı, tüm topluluklara mensup vatandaşların devlet organlarında ve diğer kamu kurumlarında her düzeyde uygun ve adil temsilini korumak, teşvik etmek ve geliştirmektir.
(2) Bu Kanun, vatandaşların devlet organları ve diğer kamu kurumlarında her düzeyde işe alınma, görevde yükselme, katılım ve temsil konularında eşit erişimini sağlamayı; ayrıca kurumsal ve usule ilişkin mekanizmalar oluşturarak kapsayıcılığı teşvik etmeyi ve toplumsal uyumu güçlendirmeyi amaçlar.
Uygulama Alanları
Madde 4
(1) Bu Kanun uyarınca, tüm topluluklara mensup vatandaşların uygun ve adil temsilinin korunması, teşvik edilmesi, geliştirilmesi ve izlenmesi; devlet organları ile diğer kamu kurumlarında her düzeyde uygulanır.
Çoğu zaman kötüye kullanılan milli mensubiyetle ilgili şu kurallar öngörülmekte:
Aidiyetin Serbestçe Beyan Edilmesi
Madde 6
(1) Her vatandaş, devletteki herhangi bir topluluğa mensubiyetini serbestçe beyan etme hakkına sahiptir. Bu hak, aynı veya farklı bir topluluğa mensup diğer vatandaşlarla birlikte ya da bireysel olarak ve hiçbir baskı altında kalmaksızın kullanılabilir.
(2) Etnik aidiyetin beyan edilmesi gönüllülük esasına dayanır.
(3) Vatandaş, herhangi bir topluluğa mensup olduğunu beyan etmeme hakkına sahiptir. Bir vatandaşın aidiyetini beyan etmemesi, onun hak ve özgürlüklerinden yararlanmasını veya devlet içindeki statüsünü etkileyemez.
(4) Vatandaşların aidiyetlerini serbestçe beyan etme hakkı, keyfi beyanlardan kaynaklanabilecek kötüye kullanımları önlemek amacıyla objektif kriterlere bağlanabilir.
(5) Bu maddenin 4. fıkrası kapsamında, keyfi beyanların kötüye kullanılmasını önlemeye yönelik objektif kriterler; vatandaşların kimlik belgeleri, yani kimlik kartında veya yetkili makamlar tarafından kanuna uygun şekilde düzenlenmiş diğer resmî belgelerde kayıtlı bulunan kişisel isimleri olarak kabul edilir.
(6) Kötüye kullanımın tespit edilmesi halinde, ilgili ilan (işe alım duyurusu) bakımından reddetme kararı verilir ve aday, sonraki 3 (üç) ay boyunca herhangi bir ilana başvuramaz.
(7) Bu maddenin 6. fıkrasında belirtilen karara karşı adayın, kanunda öngörülmüşse ikinci derece yetkili organa itiraz etme hakkı vardır. İtiraz yolunun açık olmadığı durumlarda ise, kanunda belirtilen süreler içinde yetkili mahkemede dava açma hakkı bulunmaktadır.