Milli Tarih Enstitüsü’nün “Enstitü Çalışma Günleri” projesi kapsamında düzenlenen konferansta, iki dünya savaşı arasındaki dönemde Makedonya’daki Müslümanların hukuki ve toplumsal tarihine ilişkin az araştırılmış konular ele alındı. Etkinlik, tarihçiler, araştırmacılar, akademisyenler ve tarih meraklılarının yoğun ilgisini çekti.
Araştırmacı Reyhan Mandak, “İki Dünya Savaşı Arasında Makedonya’da Şeriat Mahkemeleri” başlıklı sunumunda, uzun yıllar bilimsel çalışmaların dışında kalan önemli bir tarihi meseleyi gündeme taşıdı. Konferansta, dönemin devlet sistemi içerisinde şeriat mahkemelerinin rolü ve işleyişi üzerinden Müslüman toplumun kurumsal, hukuki ve sosyal yaşamı detaylı şekilde değerlendirildi.
Etkinliğin en dikkat çekici yönlerinden biri, şeriat mahkemelerinin yalnızca dini kurumlar olarak değil, resmi hukuk sisteminin bir parçası olarak ele alınması oldu. Sunumda, bu mahkemelerin özellikle aile ve miras hukuku alanlarında yasal yetkilere sahip olduğu vurgulandı.
Mandak, arşiv belgelerine dayanan analizleriyle dönemin karmaşık hukuk uygulamalarını katılımcılara aktarırken, şeriat mahkemelerinin Müslüman toplumun günlük yaşamı, aile ilişkileri ve mülkiyet meseleleri üzerindeki etkilerini de ortaya koydu. Özellikle miras hukuku ve Müslüman aile yapısına ilişkin bölümler büyük ilgi gördü.
Konferans, modern ve iyi yapılandırılmış görsel sunum teknikleriyle de dikkat çekti. Arşiv materyallerinin anlaşılır biçimde aktarılması sayesinde etkinlik yalnızca akademik açıdan değil, geniş kitleler açısından da ilgi çekici hale geldi.
Programa çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve üniversite mensubu katılırken, sunum sonrasında gerçekleştirilen tartışma bölümünde şeriat yargısının Balkanlar’daki tarihi rolü üzerine farklı görüşler paylaşıldı. Katılımcılar, konferansı hukuk ve sosyal tarih alanındaki çağdaş araştırmalara önemli katkı sağlayan bir çalışma olarak değerlendirdi.
Bu etkinlik, Müslümanların bölgedeki tarihsel mirasının daha iyi anlaşılmasına katkı sunarken, modern Makedon tarih yazımına da yeni bir perspektif kazandırdı. Aynı zamanda Milli Tarih Enstitüsü bünyesinde düzenlenen “Enstitü Çalışma Günleri”nin, yeni bilimsel araştırmaların tanıtıldığı önemli bir platform olduğunu bir kez daha ortaya koydu.