KALKANDELEN’İN SESSİZ HAZİNESİ:ARABATİ BABA TEKKESİ

Yazan:Prof. Dr. İrfan Morina

Balkanlar - 18-06-2026 15:05

Bazı şehirler vardır; onları tanımak için sokaklarını dolaşmak yetmez. Taşlarına, çeşmelerine, tekkelerine ve halk arasında anlatılan hikâyelerine de kulak vermek gerekir. Kuzey Makedonya’nın Kalkandelen (Tetova) şehri de böyledir. Şehri ziyaret edenlerin çoğu, rengârenk süslemeleriyle meşhur Alaca Camii’ni görür, birkaç fotoğraf çeker ve yoluna devam eder. Oysa camiden birkaç dakikalık yürüme mesafesinde, yüksek taş duvarların ardında Balkan tarihinin en önemli tasavvuf merkezlerinden biri sessizce yaşamaya devam etmektedir: Arabati (Harâbâtî) Baba Tekkesi.

Ben bu tekkeyi ilk defa genç bir araştırmacı olarak ziyaret etmiştim. Aradan yaklaşık yarım asır geçti. Fakat o gün hissettiğim duyguları bugün bile unutmuş değilim. Tekkenin büyük kapısından içeri girdiğim anda şehrin gürültüsü geride kalmış, yerini derin bir sessizlik almıştı. Asırlık çınarların gölgesi, taş avlular, şadırvandan akan suyun sesi ve eski yapıların vakur duruşu insana sanki zamanın yavaşladığını hissettiriyordu.

Arabati Baba Tekkesi, yalnızca bir dinî yapı değildir. O, Osmanlı’nın Balkanlarda kurduğu medeniyetin yaşayan tanıklarından biridir. Yüzyıllar boyunca burada dervişler yetişmiş, yol erkânı öğretilmiş, misafirler ağırlanmış, ihtiyaç sahiplerine yardım edilmiş ve gönüller kazanılmıştır. Bir tekkenin yalnızca ibadet edilen bir yer olmadığını, aynı zamanda bir irfan, eğitim ve dayanışma ocağı olduğunu burada daha iyi anlıyoruz.

Tekkenin kuruluşu hakkında halk arasında birçok rivayet anlatılır. Bunların merkezinde Sersem Ali Baba bulunmaktadır. Bektaşî geleneğine göre o, Kanûnî Sultan Süleyman devrinde yüksek devlet görevlerinde bulunmuş, daha sonra dünya makamlarını terk ederek tasavvuf yolunu seçmiştir. Rivayetlerin tarihî yönü araştırmacılar tarafından farklı şekillerde değerlendirilse de Sersem Ali Baba’nın adı, Kalkandelen’deki Bektaşî geleneğiyle ayrılmaz biçimde bütünleşmiştir.

Tekkeye bugünkü adını veren Harâbâtî (Arabati) Baba da Bektaşî tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bugün Balkanlar’ın neresine giderseniz gidin, Arabati Baba Tekkesi denildiğinde insanların zihninde saygıyla anılan bir dergâh canlanır.

Kalkandelen halkı arasında anlatılan en ilginç hikâyelerden biri ise Güzel Fatime efsanesidir. Rivayete göre Recep Paşa’nın güzelliğiyle meşhur kızı Fatime ağır bir hastalığa yakalanır ve onun için yüksek bir kule yaptırılır. Bugün hâlâ gösterilen bu kule, tarih ile efsanenin iç içe geçtiği Balkan anlatılarının güzel örneklerinden biridir. Belki tarihî belgeler bütün ayrıntıları doğrulamaz; fakat halk hafızası bazen taşların bile anlatamadığı duyguları yaşatmayı başarır.

Arabati Baba Tekkesi’nin avlusunda dolaşırken insan yalnızca eski binaları görmez. Burada asırlar boyunca yaşamış dervişlerin ayak izlerini, yapılan sohbetleri, edilen duaları ve Balkanların çok kültürlü hayatını da hisseder. Şadırvanın başında oturup çevreyi seyrederken, Osmanlı döneminde bu avlunun ne kadar canlı olduğunu hayal etmek zor değildir.

Tekkenin mimarisi de başlı başına bir sanat eseridir. Taş duvarlar, ahşap süslemeler, geniş avlu, türbeler, derviş odaları ve çeşmeler Rumeli’deki Osmanlı mimarisinin zarif örnekleri arasında yer alır. Yapının gösterişten uzak fakat vakur görünümü, Bektaşî anlayışındaki sadelik ve tevazuyu da yansıtır.

Ne yazık ki Balkan Savaşları, ardından gelen siyasî değişimler ve XX. yüzyılın çalkantıları bu tarihî merkezin de kaderini etkilemiştir. Tekke zaman zaman ihmal edilmiş, farklı amaçlarla kullanılmış, bazı bölümleri zarar görmüştür. Buna rağmen bugün hâlâ ayakta durması, Balkanların ortak kültür mirasının gücünü göstermektedir.

Arabati Baba Tekkesi yalnızca Bektaşîlerin değil, Türklerin, Arnavutların, Makedonların ve bu topraklarda yaşayan bütün insanların ortak tarihinin bir parçasıdır. Çünkü kültür mirası, din veya milliyet ayrımı gözetmeden geçmişten geleceğe uzanan ortak bir köprüdür.

Ben bu tekkeyi ilk ziyaret ettiğimde genç bir araştırmacıydım. Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda şunu daha iyi anlıyorum: Arabati Baba Tekkesi yalnızca taşlardan yapılmış bir bina değildir. O, Balkanların hafızasıdır. O hafızada Osmanlı’nın izleri, Bektaşî irfanı, halkın efsaneleri ve ortak yaşama kültürü birlikte yaşamaktadır.

Bugün yolu Kalkandelen’e düşen herkese küçük bir tavsiyem var. Alaca Camii’ni gezdikten sonra birkaç dakika daha yürüyün. Arabati Baba Tekkesi’nin avlusuna girin. Şadırvanın başında birkaç dakika sessizce oturun. Belki o zaman, tarihin yalnızca kitap sayfalarında değil, asırlık ağaçların gölgesinde ve eski taş duvarların arasında da yaşamaya devam ettiğini siz de hissedeceksiniz.

Arabati Baba Tekkesi’nin korunması, yalnızca bir tarihî yapının korunması değildir. Bu, Balkanların ortak hafızasının, ortak medeniyetinin ve ortak vicdanının korunması demektir.

Yazarın Bu Konudaki Çalışmaları

* Morina, İrfan, “Kosova Salnamesindeki Kalkandelen Kazası (1894)”, Çevren Dergisi, Cilt V, Sayı 16, Priştine, 1977.
* Morina, İrfan, “Güzel Fatime’nin Kulesi: Arabati Baba Tekkesi”, TAN Gazetesi, 5 Ocak 1980, Cumartesi.
* Morina, İrfan, Makale Makale Bir Hayat (Hayatı–Eserleri), Prizren, ilgili sayfalar (Arabati Baba Tekkesi bölümü).

Günün Diğer Haberleri