Balkanname

Kültür - 16-02-2016 11:26



Başka Balkan Edebiyatı Dergisi Üsküp Özel Sayısı
, Sarajevo, Ocak-Şubat 2016, Sayı:3, 92 s.

“İstanbul’dan önce fethedilen Üsküp, Osmanlının Rumeli’deki efsanesinin de başlangıcı sayılıyordu. Bu başlangıçtan sonra Sarayevo ile birlikte asırlarca devam eden bu efsane, Balkan savaşlarına kadar iyi bir uyum gösterdi. Bu iki şehrin kaybedilmesiyle birlikte çok şey değişti tabi; İmparatorluklar, Krallıklar, Sosyalist Federal Cumhuriyetler geldi geçti bu topraklardan. Herkes bir parçasını bıraktı, kimisi tamamen yok oldu kimisi tutunabildiği daldan senelerce yardım bekledi.

Üsküp ise ikiye ayrıldı. Birbiri ile hiç alakası olmayan akla kara kadar farklı iki şehir. Bu ayrıma hakemlik eden ise Vardar nehri üzerindeki Taş Köprü oldu. Köprünün iki yakası da farklı hayatlarda farklı rüyalar gördü yıllarca. Birinin rüyası eski günlerine geri dönmek iken diğerinin rüyası ise diğerini tamamen yok etmek oldu.

Kimlik bunalımı yaşayan Makedonlar, kimliklerinden en az Anadolu’dakiler kadar emin olan Balkan Türklerine diş geçiremedi. Yenilen pehlivan güreşe doymadı ve her seferinde tuş oldular. Yüzyılların verdiği birikim, tarihî bütün kozlarını ortaya koyan köprünün diğer yakası her saniye yenilgisini kabul ediyordu.”

“Başka” dergisi, Üsküp Özel Sayısının takdim yazısında bu tespitlerde bulunuyor. Süleyman Gündüz’ün “Heyecan Kadar Acı Veren Şehir Üsküp” başlıklı yazısını, Enes Güler’in “Kadraja Sığmayan Şehir” başlıklı yazısı takip ediyor. Hatice Tokuz, yazısında “Bit Pazar”ı anlatıyor. Ayhan Demir, “Hayaller Üsküp, Gerçekler Skopje” diyor. Üsküp’ten Necati Zekeriya, Yahya Kemal, Mateja Matevski’nin şiirlerini; bu yıl 85. yaş gününü kutlayacağımız İlhami Emin ile yapılan söyleşi takip ediyor. Bu söyleşide önemli tespitlerden biri önemli bir hakikati haykırıyor: Makedonya’nın Millî Tarih Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Dragi Georgiev diyor ki; “Eğer Makedonya, Osmanlı dışında bir komşunun egemenliği altına düşmüş olsaydı, bugün Makedonya ulusu ve Makedon dili var olmazdı”.

Derginin bu sayısında Üsküp’le ilgili diğer yazı ve şirlerin altındaki imzalar ise şunlar: İrfan Atasoy, Haydar Ergülen, Mustafa Bal, Güven Adıgüzel, Serdar Çam, Şenol Göka, Furkan Çalışkan, Mesut İdris, Ali Recai Polat, Enes Güler, Yusuf Kaplan, Hakan Arslanbenzer, Ahmet Özcan, Halit Revaha Zihni, Halil İbrahim İzgi, İbrahim Tenekeçi, Ayhan Demir, Müfid Yüksel, Mehmed Arif ve Avni Engüllü… Yahya Kemal’in “Kaybolan Şehir” dediği, Fahri Ali’nin ise ona cevaben “Kaybolmayan Şehir” şiirini yazdığı; “Bursa’nın ruh ikizi, İstanbul’un özeti, Balkanların kalbi Üsküp” için; 2 Aralık 2015’de Yunus Emre Enstitüsü Üsküp Temsilciliği ile Köprü Derneği’nin işbirliğinde Üsküp’te düzenlenen Yahya Kemal anma programında Nazlı Rânâ Gürel’in okuduğu kendi şiiri ile bu haftaki yazımızı noktalayalım:

KAYBOLAN ŞEHİR

Doğumunun 131. yılında
Üsküplü şâir Yahya Kemâl’e

Kovulup usûl usûl kentten Osmanlı rûhu
Kurulmuş meydanlara ruhsuz heykel gürûhu

Takvimler takrîrini nâdânlarla görüşmüş
Taş kesilmiş İskender, tahttan Yıldırım düşmüş

Sinmiş nârin minâre… bir bina gölgesine
Sanır ki kulak asan hiç kimse yok sesine

Evlâd-ı vatan anlık zarârında kârında
Ecdâd can çekişmede hâlâ zaman darında

Yaprak dökmede Türkçe gün be gün hece hece
Yaşar iken gövdeler çökmede zihne gece

……

Her kışın ardı bahâr… gecenin sabah ardı
Dünya döneli beri her gece tan ağardı

Bir Hacer, bir İsmail, bir Mekke davet eder
Ne gece bakî kalır, ne şehre çöken keder

Yrd. Doç. Dr. Zeki GÜREL
Balkan Yazarlar Derneği Kurucu Üyesi
zekigurel@yahoo.com

Günün Diğer Haberleri