Ayşe Halidi: Hayallerinizden Vazgeçmeyin

Tıp, sadece aile isteğiyle yapılabilecek bir meslek değil; sabır, emek ve büyük bir bağlılık gerektiriyor. Bu yüzden gençlere tavsiyem, kendi hayallerinin peşinden gitmeleri ve zor zamanlarda pes etmemeleri olur.

Makedonya - 26-07-2026 19:51

Kalkandelenli Ayşe Halidi, liseyi memleketi Kalkandelen’de tamamladıktan sonra,  çok sevdiği tıp eğitimini tamamlamak için Türkiye’de Trakya Üniversitesinde  devam etti. Bu şekilde eğitiminin en önemli kısmını tamamlamış oldu.  Mutluluğunu Yeni balkan okuyucuları ile paylaşmak isteyen Ayşe Halidi ile bir söyleşi gerçekleştirdik. 

Tıp fakültesini seçmenizde en büyük etken ne oldu? Çocukluk hayaliniz miydi?

Aslında benim için bu karar çok zor olmadı. Küçük yaşlardan itibaren doktor olmak istediğimi biliyordum. İnsanlara fayda sağlayabileceğim, onların hayatında gerçekten bir fark oluşturabileceğim bir meslek yapmak istedim. Bu yüzden tercihlerimi yaparken aklımda hep tıp vardı ve bugün o hedefime ulaşmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Türkiye’de eğitim almayı neden tercih ettiniz?

Türkiye’yi tercih etmemin birkaç önemli nedeni vardı. Öncelikle tıp alanındaki köklü eğitim sistemi ve güçlü klinik altyapısı benim için çok önemliydi. Bunun yanında, Kuzey Makedonya’da tıp eğitimi Türkçe olarak verilmediği için eğitimimi kendi ana dilimde almak istedim. Tıp gibi detaylı ve yoğun bir alanda ana dilde eğitim görmek hem öğrenme sürecimi kolaylaştırdı hem de kendimi daha iyi geliştirmeme katkı sağladı. Bu nedenle Türkiye benim için en doğru tercih oldu.

Tıp eğitimi sürecinde sizi en çok zorlayan dönem hangisiydi?

Aslında “en zor dönem buydu” demek benim için çok doğru olmaz. İlk yıllarda farklı bir ülkeye ve üniversite hayatına uyum sağlamak kolay değildi. Üçüncü sınıfta yoğun teorik ders yükü oldukça zorlayıcıydı. İntörnlük döneminde ise bir yandan hastanede aktif olarak çalışırken, diğer yandan TUS’a hazırlanmak oldukça yoğun bir süreçti.

Eğitim hayatınızda sizi en çok etkileyen, unutamadığınız bir anınız var mı?

Eğitim hayatımda unutamadığım anlardan biri, bir hastaya yaklaşık 30 dakika boyunca kalp masajı yaptığımız andı. Uzun süren müdahalenin ardından hastanın tekrar hayata dönmesi hepimiz için çok etkileyiciydi. Daha da güzeli, hastanın bir hafta sonra iyileşerek hastaneden taburcu olduğunu öğrenmekti.

Türkiye’de eğitim almak size kişisel ve mesleki açıdan neler kattı?

Kişisel olarak en büyük katkısı, kendi başıma ayakta durmayı öğrenmem oldu. Ailem yanımda olmadığı için bazen zorlandığım anlarda çözümü kendim bulmam gerekti. Bu da bana hem özgüven kazandırdı hem de hayatın sorumluluklarını daha iyi taşımayı öğretti.

Mesleki olarak ise bana en büyük katkısı, öğrendiklerimi gerçek hayatta uygulama fırsatı vermesi oldu. Farklı hastalarla karşılaşarak tecrübe kazandım, kendime olan güvenim arttı ve iyi bir doktor olmanın sadece bilgiyle değil, sabır ve sorumlulukla da ilgili olduğunu öğrendim.

Türkiye ve Kuzey Makedonya’nın sağlık sistemlerini karşılaştırdığınızda en belirgin fark sizce nedir?

Bence en belirgin farklardan biri sağlık sisteminin büyüklüğü ve imkânların çeşitliliği. Türkiye’de eğitim alırken çok daha fazla hasta çeşitliliği görme, farklı vakalarla karşılaşma ve gelişmiş teknolojik imkânlardan faydalanma fırsatım oldu. Bu da mesleki açıdan kendimi geliştirmeme büyük katkı sağladı. Kuzey Makedonya’nın ise daha küçük bir sağlık sistemi olması nedeniyle farklı dinamikleri var. Her iki sistemden de öğrenilecek çok şey olduğunu düşünüyorum.

Mezuniyet gününüz sizin için nasıl bir anlam taşıyordu?

O gün sadece bir fakülteyi bitirmiyordum; yıllarca verdiğim emeğin, uykusuz gecelerin ve ailemden uzakta geçirdiğim yılların sonucunu görüyordum. Çocukluk hayalim olan doktorluk yolunda önemli bir adım attığımı hissettiğim, hem gurur hem de mutluluk dolu bir gündü.

Mezuniyet sonrası Türkiye’de mi yoksa Kuzey Makedonya’da mı çalışmayı düşünüyorsunuz?

Şu an için Türkiye’de çalışmayı düşünüyorum. Çünkü eğitim aldığım ortamda mesleki gelişimime devam etmek, kendimi daha da geliştirmek ve deneyim kazanmak istiyorum. Ancak Kuzey Makedonya da benim için çok özel bir yere sahip. İlerleyen dönemlerde buradaki vatandaşlarımıza da hizmet etmek, öğrendiğim bilgi ve tecrübeleri memleketime aktarmak en büyük hedeflerimden biri.

Uzmanlık yapmayı düşünüyor musunuz? Aklınızda belirlediğiniz bir branş var mı?

Uzmanlık konusunda henüz kesin bir karar vermiş değilim. Ancak şu an için daha çok dahili branşlara ilgi duyuyorum. Özellikle daha karmaşık vakaları değerlendirmeyi, hastanın şikâyetlerinden yola çıkarak tanıya ulaşma sürecini seviyorum. Göğüs hastalıkları ve enfeksiyon hastalıkları gibi alanlar ilgimi çekiyor. Önümüzdeki süreçte deneyim kazandıkça kendime en uygun branşı belirlemek istiyorum.

Türkiye’de eğitim almayı düşünen Makedonyalı gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Öncelikle şunu söylemek isterim ki, her şey hayal ettiğinizden daha zor olabilir. Ben de bu sürecin başında zorlandığım, hatta vazgeçmeyi düşündüğüm zamanlar yaşadım. Aileden uzakta olmak, yeni bir düzene alışmak ve büyük sorumluluklar almak kolay değildi. Ama gerçekten istiyorsanız ve bu mesleği kendi isteğinizle seçtiyseniz, tüm zorlukların üstesinden gelebilirsiniz. Tıp, sadece aile isteğiyle yapılabilecek bir meslek değil; sabır, emek ve büyük bir bağlılık gerektiriyor. Bu yüzden gençlere tavsiyem, kendi hayallerinin peşinden gitmeleri ve zor zamanlarda pes etmemeleri olur.

Son olarak gençlere ve hayallerinin peşinden gitmek isteyenlere ne söylemek istersiniz?

Hayallerinin peşinden gitmek isteyen gençlere söylemek istediğim şey, başkalarının korkularıyla kendi hayallerinden vazgeçmemeleri olur. Ben de bu yola çıkarken “Tıp çok zor, uzakta okumak daha zor, yapamazsın” diyen insanlar oldu. Özellikle bir kadın olarak aileden uzakta yaşamanın daha zor olacağını söyleyenler de vardı. Ama insan gerçekten istediği bir hedef için emek verdiğinde ve kendine inandığında birçok zorluğun üstesinden gelebiliyor. Kadınların da istedikleri zaman büyük hedeflere ulaşabileceklerine inanıyorum. Önemli olan cesaret etmek, çalışmak ve kendine güvenmek.

Son olarak, bu uzun ve zorlu yolculuk boyunca her zaman yanımda olan, bana inanan ve desteklerini hiç esirgemeyen aileme çok teşekkür etmek istiyorum. Özellikle her zaman yanımda hissettiğim, desteğiyle bana güç veren ablam . Onların sevgisi ve desteği, bu süreçte benim için en büyük motivasyon kaynaklarından biri oldu.

Türkiye’de eğitim almayı düşünen arkadaşlarıma da kapımın her zaman açık olduğunu söylemek isterim. Ben de bu yollardan geçtiğim için yaşadıkları zorlukları ve akıllarındaki soruları çok iyi anlıyorum. Elimden geldiğince yardımcı olmaktan ve destek olmaktan mutluluk duyarım.

Günün Diğer Haberleri