banner43

banner42

24 Kasım 2017 Cuma

“YÖRÜKLÜK” ve “YATIKLIK”

Türkler’in kendileri ile, kendi aralarında olan mücadele; soylar, uruklar, boylar, hȃnedanlar, göçerlerle yatıklar arasında olmuştur…

14 Kasım 2017 Salı 13:26
Bu haber 427 kez okundu
“YÖRÜKLÜK”  ve “YATIKLIK”



Türkler’in yaşamaları hep mücadele ile geçmiştir. Kimileyin yabancı budunlarla/milletlerle kimileyin kendileri ile, kendi aralarında…

Türkler’in kendileri ile, kendi aralarında olan mücadele; soylar, uruklar, boylar, hȃnedanlar, göçerlerle yatıklar arasında olmuştur…

Biz bu yazımızda Türkler’in kendi aralarındaki YörüklükYatıklık mücadelesini añlatacağız. Yörüklük ve yatıklık bu yazıda, Türk’ün iki yaşama biçimini añlatacaktır; ancak biz, Türk’ün yeğlediği yaşama biçiminin yörüklük olduğuna vurgu yapacağız.

Yörük: Türkçe yörü- eyleminden türemiştir. Türk’ün devinimini, mevsimlere göre yaşama biçimini gösterir. Yörük sözünü, Anadolu’da yerli halklar “yörüyen Oğuzlar”a vermiştir/kullanmıştır. Kavram olarak Türk tarihinin başlangıcından beri var olan Türk’ün yörük yaşama biçimi kelime olarak yazılı kaynaklara XV. yüzyılda geçmiştir. Yörük, “yörüyen Oğuz/Türk” demektir.

Yatık: Türkçe yat- eyleminden türemiştir. Türk’ün şehir ve köyde yaşamasını, hareketsizliği, yerli halklar gibi yaşama biçimini gösterir. Yatık sözünü, Oğuzlar, Türkistan’da “şehir ve köy yaşamasına geçen Oğuzlara/Türklere” vermiştir. Kavram olarak çok eskilere dayanan Türk’ün şehir ve köyde yaşamasını kelime olarak Oğuzlar, Türkistan’da yörüklüğü bırakıp şehirde yaşamaya başlayan Oğuzlara/Türklere vermiştir. Oğuzlar, şehir ve köyde yaşayan Oğuzlar’a tembel añlamında “yatık” demiştir.

Yörük adını, yerli halklar, yabancılar Oğuzlar’a verirken; Yatık adını ise Oğuzlar kendi soydaşlarına, şehirli ve köylü Oğuzlar’a vermiştir. Faruk Sümer: XI. yüzyılda göçer Oğuzlar şehirlerde oturan eldaşlarına ‘yatuk’ yani tembel adını vermişlerdi.” demektedir.

Türk tarihinin Göktürkler (552-744) döneminde kelime olarak olmasa da, kavram olarak yörüklük - yatıklık mücadelesine rastlıyoruz. Bu mücadele, ili (devleti) yönetenler arasında; Bilge Kağan’la Tonyukuk arasında olmuştur. Bilge Kağan, şehre eğilim gösterirken, Tonyukuk tam tersini söylüyor: yörüklük diyordu… Bilge Kağan'a Tonyukuk, "Biz Çinlilerin yüzde biri kadarız. Bir şehir kurup oturursak orada düşmanlar bizi yok eder. Halbuki eski yaşamamızı (göçerliği/yörüklüğü) sürdürürsek zayıf olduğumuz zamanlarda geri çekilir, güçlü olduğumuz zamanlarda ileri gideriz, saldırız." demiştir.

X. ve XI. yüzyılda Oğuzlar kün (halk) olarak kendi aralarında, yörüklük – yatıklık mücadelesine girdiler. Oğuzlar, X. yüzyılda Kend, Cend ve Cuvare (Huvare) gibi şehirler kurdular. XI. yüzyılda bu şehirlere Savran (Sepren), Karaçuk, Karnak, Suğnak ve Süt Kend (Sitgün) şehirleri de eklendi. XI. yüzyılda göçer Oğuzlar, adı geçen şehirlerde oturan soydaşlarına hareketsiz, savaşmaz anlamında "yatuk" yani tembel adını verdiler. Oğuzlar yörüklüğü, yatıklığa üstün tutuyor, yatıkları aşağılıyorlardı. Oğuzlar, yatık sıfatını aşağılarken özünde (aslında)  dolaylı olarak yörüklüğü kendi yaşama biçimi olarak görüp, üstün tutuyorlardı…

XV. yüzyılda Akkoyunlu İli (Devleti)'nin kurucusu Kara Yülük Osman Beğ, oğullarına: "Sakın oturarak yaşayışa geçmeyiniz, çünkü beylik, Yörüklük ve Türkmenlik yaşamasını geçirmekle olur." diyerek tıpkı Tonyukuk gibi düşünüyordu.

Anadolu Türkleri de, yörüklüğü, yatıklığa üstün tutuyorlardı. Toroslar’da derlenen bir deyişte:

Ekme ekin eğlenirsin,

Dikme bağ bağlanırsın,

Çek deveyi, güt koyunu,

Bir gün olur beğlenirsin!” denmektedir.

Selçüklü ve Otmanlı (Osmanlı) döneminde yörüklüğü yaşatan Oğuzlarla devleti idare edenler arasında sorunlar yaşanmıştır. Selçüklü ve Osmanlı onları yatıklığa zorlarken, onlar yörüklüğü yeğlemiştir.

Türk tarihinde yörüklüğün varlığı Hunlar, yatıklığın varlığı Uygurlar döneminden beri mevcuttur. Göktürkler döneminde, yörüklükle - yatıklığın mücadelesini beylerin arasında görüyoruz ve bu mücadelede yörüklük yeğleniyor. Oğuzlar’da (X-XI. yüzyılda) yörüklükle - yatıklık mücadelesi halk arasında oluyor ve  bu mücadelede yörüklük göçer Oğuzlar tarafından üstün tutuluyor. XV. yüzyılda Kara Yülük Osman yörüklüğü açıkça övüyor. Selçüklü ve Osmanlı döneminde devlet idarecileri tarafından yörüklük övülmese de, göçer Oğuzlar tarafından övülmüştür…

Türk’ün yörük yaşama biçimi, kimi dönem kendi soydaşları kimi dönem yerli halklar tarafından hor görülse de, iki bin yıl olmuş Asya, Anadolu ve Balkanlar’da Türk’ün kendine özgü yaşama biçimi olarak varlığını sürdürmüştür.

Beğlik, Yörüklük edenlerde kalsıñ!

    Yorumlar

banner73
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SAYFALAR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV