banner43

banner42

26 Nisan 2017 Çarşamba

Balkanlar İçin "Evet" Niçin Önemli

Türkiye mazlumların umududur, bunu sadece felsefi bir söz olarak değil kalpten ve gerçekçi olarak söylemekteyiz. Balkan Coğrafyaları güçsüz, dışa bağımlı bir Türkiye dönemini çok iyi bir şekilde hatırlıyor.

14 Nisan 2017 Cuma 00:18
Bu haber 6492 kez okundu
Balkanlar İçin



Pazar günü bilindiği üzere ana devletimiz Türkiye tarihi bir referandum süreci yaşayacaktır. Sözlerime başlamadan önce Üsküp'te oyunu kullanan ve açıkça en güzel bir şekilde Balkanları temsil eden kardeşlerime teşekkür ediyorum. Türkiye’de öngörülen Referandum ve Meclis'te kabul gören 18 maddenin değişimi, Türkiye’nin Parlamenter sisteminden, Başkanlık sistemine geçiş süreci olarak görünmektedir.

Elbette bu değişikliklerin Balkanlara ve Mazlum coğrafyalarına ne getirir ne götürür sorusu akla gelmektedir. Öncelikle bu hususa girmeden önce şunları söylemek isterim.

Türkiye, Türkiye'den de büyüktür.

Türkiye mazlumların umududur, bunu sadece felsefi bir söz olarak değil kalpten ve gerçekçi olarak söylemekteyiz. Balkan Coğrafyaları güçsüz, dışa bağımlı bir Türkiye dönemini çok iyi bir şekilde hatırlıyor. Bakınız bunun en büyük örneği Bosna savaşı. Şu anda hamdolsun ana Devletimiz Türkiye'dir demek bizler için bir onur bir gurur oldu ve Türkiye bununla birlikte Balkanlar'da bir marka haline geldi.

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları oy kullanırken, sadece Türkiye Cumhuriyeti coğrafi sınırlarını düşünerek oy kullanmamalıdırlar. Orada oy kullanacak kişiler, mazlum ve mağdur coğrafyalar, ezilmiş ümmet içinde oy kullanmalıdırlar.  Biz Evlad-ı Fatihanlar olarak belki oy kullanamıyoruz ancak oradaki kardeşlerimize dua ediyoruz.

Oy kullanırken en evvela, Filistin'deki mazlumu, Üsküp'teki Osmanlı emaneti amcayı, Bosna'daki teyzeyi, Suriye'deki yetimi, Mekke ve Medine'de durmadan Türkiye'miz için dua eden ninelerimize yanı kısaca umudunu Türkiye'ye bağlamış olan kardeşlerini düşünerek oy kullanmalıdırlar.  Özellikle Balkanlardan Ana devletimize çeşitli zorluklar ve zorbalıklar göç ettirilen, Rumeli göçmenleri kardeşlerimizin daha da dikkatli ve akılbali olarak bu olaya yaklaşım göstermelidirler. Buradan göç ederken her şeylerini bırakıp istemeyerek göç etmişler, ama hamdolsun bugün onların emanetlerine sahip çıkan bir Türkiye var. Onların buralarda namaz kıldığı camileri, ders gördükleri mektepleri, yürüdükleri yolları ve en önemlisi Osmanlı'nın canlı emaneti bizlere sahip çıkan bir Lider Türkiye var. Bunu düşünerek bu sebeplerden dolayı EVET oyu kullanmalıdırlar. Bakınız buradaki Büyükelçimiz bir vali görevi görmekte, TİKA'mız tarihimizi yeniden inşa ediyor, Yunus Emre Enstitümüz kültürümüzü buralarda yeniden canlandırıyor, Diyanet işleri buralarda Dinimizi şahlandırıyor, Türkiye'den gelen işadamlarımız buraların kalkınması için çabalıyor işte tam da bu emanetlere sahip çıkıldığı için özellikle Balkan kökenli kardeşlerimizin "EVET" oyu kullanması gerekir.

Büyüklerimiz hep güzel bir lafı vardır: Allah güneşi büyük devletimiz Türkiye'nin üzerinden eksik etmesin, bizlere o devletin gölgesi yeter.

Hukukun üstünlüğü göz önünde bulundurulur ise, mevcut iki başlı sistemden Başkanlık sistemine geçiş ile birlikte, devlet kurum ve kuruluşları daha sorumlu, ivedilikle ve ekonomik  olarak daha az masraflarla görevlerini yerine getirmeye ve mevcut kurumlar arası duplikasionlara son vermeye yol açmaktadır.

Devletin birim, kurum ve kuruluşları sistemlerini daha çabuk oturtma imkânlarına sahip olacaklar. Bu değişiklikler ile Formaliteden uzak işlevli, reel stratejiler ve politikalar üretmelerine imkân sağlanıyor.

Yine Başkanlık sistemiyle dünya siyasi, ekonomik ve kültürel arenasında ve bilhassa kamuoyunun da daha güçlü ve otoriter bir devlet haline gelineceği açıkça görünmektedir.

Atamalardan ve atananların sorumluluklarından tutunuz, bütçe harcamaları, bilhassa yurtdışında görev yapan ve uluslararası karar alma mekanizmalarının bir merkeze bağlanması, hızlı ve reel politikaların üretilmesene vesile olacaktır.

Görev dağılımları ve hukukun üstünlüğü prensiplerine, tüm aktörler saygı gösterdikten sonra, daha güçlü bir Türkiye ile karşılaşacağımıza inancımız tamdır.  Bu sebeptendir ki, gelecek yıllarda dost ve kardeş devletlere, mazlum insanların sözcüsü olacağınıza inanmaktayız.

Bu değişimden sonra Türkiye devleti güçlü bir siyasi, hukuki, askeri ve ekonomi sistemi ile ister istemez Dünya konjektüründe hak etti yeri alacak. Diğer yandan başta Balkanlar, Ortadoğu, Uzak doğu ve diğer coğrafyalara uzanarak, oradan Türkiye’nin siyasi ve ekonomik büyümesine ve güçlenmenize vesile olacaktır.

Yurt dışında görev yapan kurumlarınızın sorumlukları, hesap verme yollarının hızlanması, atamaların ivediliği, kurumlar arası ve kurumlar içi düplikasionlara son verilmesi ve öngörülen kontrol mekanizmaları devreye girmesi halinde, Türkiye’nin daha iyi bir noktaya taşıyacağını umudunu taşımaktayız.

Bu zor süreçlere Türkiye devletinin ve Milletinin başına örülmesi öngörülen örtüyü atıktan sonra, siyasi ve ekonomi büyümeniz Başta Türk insanına dost ve kardeş devletler, akraba toplulukları bünyesinde sevginiz, saygınız ve otoriteniz artacak, bununla birlikte bu coğrafyalar da daha etkili olacak ve sonunda dünya siyasetine ve gidişatına yön vereceksiniz.

Dünya konjektüründe olduktan sonra bu daha çok büyümenize vesile olucaktır. Türkiye’nin siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri savunması artık Türkiye sınırları içinde olmayacak bunu zorunlu olarak dünyanın değişik yerlerinde yapmanız gerekecek. Bu sistem bunun yolunu açacaktır.

    Yorumlar

banner73
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SAYFALAR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV
banner61